Sürücü kimliği

Son yıllarda bir yetenek geliştirdim. Yüzünü görmesem de yakınımdaki aracın sürücüsüne dair az çok bir tahmin yapabiliyorum. En kolay tanınanlardan başlayalım. Yolların, kendilerini yolların sahibi sanan şımarıkları vardır. Bu sanı, yolları bir iktidar alanı kendilerini de muktedir olarak algılama ihtiyaçlarından kaynaklanır.

Sollanmayı gururlarına yönelik en büyük saldırı, yol vermeyi iktidarlarından bir eksilti sayarlar. Çünkü iktidar, gücün sınanmasını değil uygulanmasını dayatır sadece. Bu gücün sahipleri çoğu iyi sürücülerdir aslında. Fakat ruh olgunluğuyla beslenemeyen gücün çirkin gösterişinde bir trafik narsisizmi yatar. Yolların turnusol kâğıdı üzerinde dünyaları, dilleri, değer yargıları farklılaşır. Bazıları çabuk hırsızdır, bazıları acımasız. Şımarık ve hazımsız. Kimsenin yoluna çıkmasalar ne iyi olur, kendi benzerlerinden başka.

Trafikte en saygın olanlar usta sürücülerdir. Ne gösteriş yapmaya ihtiyaçları vardır ne de öfkeleri burunlarının ucundadır. Sadece kendi güvenliğini değil muhatap olduğu araçların da esenliğini düşünmek sorumluluğunda, bir ıraksak aynadan yolun en uzağına bakmak da onların özelliğidir. Taşıtlar insanları taşımak için vardır onların haritasında ve gaye sadece menzile selametle ulaşmaktır. Artistler grubunun en ateşli temsilcileriyle yarışa girmeyecek kadar görmüş geçirmiş, acemi sürücülere öfkelenmek yerine öğretici. Yeni yetme spor otomobiller onları sağdan soldan gagalarken, hepsine gücü yetesi olduğu halde bunu esirgeyenlere mahsus bir vakarla akar giderler. Kendileri emin siz emin. Yazık ki sayıları azdır.

Bir de şu var. Siz meskun mahal dışı doğal hızla seyrederken, sol şeritte 30 bilemedin 40 km ile giden bir otomobile yetişirseniz yolların en sevimli ama en tehlikeli tipiyle karşılaşmanızın zamanı gelmiş demektir. Selektör, korna paraziti çıkarmamaya özen göstererek arkasına takılsanız da sabrınız taşar sonunda. Önce kibarca yol istersiniz. I-ıh! Defalarca? Fark etmez! Bu kez Allah’a sığınıp sağa kayar, burun hizasında yavaşça dönüp baktığınızda (direksiyon başındaki eğer bu grup sürücülerin tescilli temsilcisi, muhtemelen 50 yaş üstü yeni ehliyet bir hemcinsim değilse) dünyanın en sevimli kompozisyonuyla yüz yüze gelirsiniz. Yaşı 80 civarındadır. Nurani bir yüzü çevreleyen bembeyaz bir sakal göğse kadar sarkmaktadır. Yüzyılların yorgunluğunda ama otomobil kullanıyor olmanın da dinçliğindedir. Fakat bazen içlerinden sürücülük ehliyetinde delikanlılara taş çıkaranları da çıkar ki günün sürprizi!

Bu arada hemcinslerim dedim de, hayranlık uyandırıcı bir görüntü de trafiğin nötr olmayan erkeksi diliyle konuşursak, otomobili “erkek gibi” kullanan güzeller güzeli usta hemcinslerim üzerinden gelir ki sayıları hiç de az değildir.

Motoru neredeyse sınırsız hacimli otomobillerini 70 km’de kullanan tevazukâr ya da yorgun-argınlarla da, zorlanmış kapasitesi saatte 80 km’yi geçmeyen araçlarının üzerinde kanı durulmayanlarla da bu yollarda karşılaşırsınız. Bu son grup en çarpıcı gösterilerini her biri bir Ferrari ya da Porsche’ye rahatlıkla yakışacakken bir Doğan ya da Şahin’e mahkum kalanların üzerinden gösterir en fazla. Didişmeye gelmez, yol verin, geçip gitsinler.

Son olarak bahsetmem gereken, riskli bir gruptur; otomobili şiir gibi kullananlar. Çevik, hızlı ve hakim fakat tehlikeli. Bu ataklık birilerini ezmek, hiçlemek için sokulmaz tedavüle. Tam tersi onlardan da öğrenilecek çok şey vardır ama en güzeli onları izlemek ve kendinizi bir yolcu olarak o sürüşe bırakmaktır. Yol işaretleri silinmiş deli yağmur otobanlarda ya da kavrama noktası şaibeli ve hayli eski bir otomobille rampada kalmak bile onlara duyulan güveni sarsmaz. Zaman zaman kural ihlalleri yok mudur? Vardır, evet. Ama bu, usta şairin grameri isteyerek hiçe sayması ve sözü riskli alanlara cesaretle sürmesi gibidir. Eğer ciddi bir kazaya uğrarlarsa bilin ki kendilerinin değil acemi ya da şımarık sürücülerin sebebidir. Gel gör ki kaza çok kez faili belli olsa da bir’den fazla öznesi olan bir cümledir.
02 Ağustos 2009, Pazar

Comments (3)

ılıcaEylül 26th, 2009 at 8:01 pm

Araç mı kullanırız yoksa araç mı bizi kullanır ? İnsan eşyaya direk hükmedemez. Muhakkak başka bir eşyanın varlığına ihtiyaç duyar. Ama hırslarımız beynimize ve duygularımıza otomabiller vasıtasıyla hükmedebiliyor. Kendi icatlarımızın kölesi oluveriyoruz. Bir aracın ne kadar acıma duygusu olabilir ki ? Zincirleme kazalarda ağıt yakan bir otomobile rastlayabilir miyiz ? Ağlayan hep insanoğlu olmuştur. Ta ki kendisinin araçlardan olan üstünlüğünü farkedince.

dilekEkim 4th, 2009 at 3:30 pm

sizi çoooooooooooook seviyoruım.sizin de beni sevmeniz duasıylaa

ABRENUREkim 21st, 2009 at 8:56 am

ES-SELAM..HOCAM VİCDANLAR KENDİLERİNDEN Bİ BOY KISA “ESKİ ADAMLARA” VEYAHUT DA “YENİ KADINLARA” NE ANLATABİLİRİZ? VİCDAN BAŞAT ÖGEMİZ OLMADIKÇA VE ELBETTE HÖŞGÖRÜ!!
YAZI GÜZEL DEMELİ MİYİM?
BU ARADA HÜZÜN KOKAN YAZILARINIZI ÖZLEDİĞİMİ SÖYLEMELİYİM!
SELAMETLE…..

Leave a comment

Your comment