Zarif M. Dilhan ; “Bir Kalbi Titreten Hüzün”, Genç Adım , sayı 14 , Kasım 2000

BİR KALBİ TİTRETEN HÜZÜN; YUSUF İLE ZÜLEYHA

Zarif M. DİLHAN

Züleyha sustu,

Saray sustu,

Yusuf sustu,

Ben sustum çöl konuştu. Kalb işledi kalem yazdı. Bir kitabın tanıtımı demek kitabın eni, boyu, hacmi değildir elbet. Belki sadece okurda bıraktığı etki olmamalıydı ama böyle oldu. Tanım yani kitabın etkisi işte, daha ne olsun. İtirazlar olabilir, ama ne olur bir tadın

Yusuf ile Züleyha şiirimsi tadını sunarken, şiir gibi bir tanım bekliyor. Bir kalbi titreten hüzün okuyucusunu etkiliyorsa öyle de alıcısına akmalı bence.

Kanlı gömleğin aldatmacasını dinlerken nasıl hüzünleniyor kahroluyorsak, kuyuya düşen yüreğe de öylesine sahip çıkabiliyoruz işte.

Mısr’a sultan olmak kuyudan geçiyor. Bunu anlıyoruz. Fakat kuyuya atılmak için ne yapmalı “Güzel” olmak yeterli mi. Veya kıskanılmak.

Bütün bunlar bir şiir gibi nasıl dile geliyormuş, İşte Nazan bekiroğlu son kitabı Yusuf ile Züleyha ‘da kelamı söyletmiş kalemine sağlık.

Yazara sormak isterdim niçin Yusuf ile Züleyha binlerce kez yazılmış olmasına rağmen niçin yine?

Riskli ve ” tutunabilme” korkusu olmadan ikiyüz yirmidört sahifelik kitabın ikinci baskıyı yapabileceğini bilerek mi yazdınız.

Eksilte eksilte, kendine döne döne yazmışsınız. Nun Masalları, Mor Mürekkep bir tevafukun eseri olmadığını biliyorduk. İşte sanat böyle icra edilmiştir.

Nesnelleşen dünyamızda menkibelerin tekrar kaleme alınması, insanlığa sunulması ne güzel. Bundan da güzeli usta bir kalem aracılığı ile dile gelmesi.

Kur’anı bir kıssa manevi ağırlığını hissederek kaleme alınmış. Her sayfada okuyucu merkez alınmış. Her sayfada hüzün ve neşe. havf ve reca içice verilmiş.

Daha kitaba başlarken uzun bir yolculuğa çıkacağını insana hissettiriyor yazar.

Develerle, şakırdayan nal, uçuşan toprak, kuruyan kuyu ile yolculuğa.

Fakat kitap bittiğinde yol bitmiyor, yeni ufuklar açılıyor, yeni perdeler aralanıyor nagehan ve siz ilerliyorsunuz an be an. Bir kitabı alıntı yapmadan, örnek göstermeden, intihallere değinmeden ne kadar tanıtabilirse münekkid işte o kadarım ben. Oysa her zaman bir eksiğini bulmak, bir gediğinden sızmak için çırpınmışımdır. Meğer eksik olan ben sızılacak olan yine benmişim.

Bir kitap okuyup hayatı değişenler vardır, işte bir kitapla bir değil binlerce hayatı nasıl değiştireceklerini şimdi daha iyi anlıyorum. Uzatmayalım.

Nazan BEKİROĞLU’nun YUSUF ile ZÜLEYHA”sı şimdi bütün kitap severlerin koltuğu altında. Okumayanlar mı? Bari ikinci baskısını kaçırmayalım.

Leave a comment

Your comment