Fatma Karabıyık Barbarosoğlu ; “Kalbin Üzerinde Titreyen Hüzün” , Yeni Şafak , 4 Ağustos 2000

FATMA KARABIYIK BARBAROSOĞLU

fbarbarosoglu@yenisafak.com

‘Kalbin üzerinde titreyen hüzün’

Klasiklerin modernize edilerek yazılması beni daima çok ilgilendirmiştir. Fakat klasikteki, modernin oluşturulması safhasında eserin aslının bozulmaması gerektiği düşüncesini muhafaza ediyorum. Yani çorbadan saçı çıkan bir Jüliet figürü’ne; klasikleşmiş bir aşk hikayesinin zarar görmesinin yanısıra, modern insanı aşka kabiliyetsiz bir konuma düşüreceği için de karşı çıkıyorum. Bu manada Nazan Bekiroğlu’nun Yusuf ile Züleyha hikayesini modernize ediş tarzı, bundan sonraki çalışmalar için çığır açıcı bir önem taşıyor.

Hz. Yusuf’un gördüğü rüya, kardeşleri tarafından kuyuya atılması, Mısır’da Züleyha’nın kölesi olarak satın alınması, Züleyha’nın aşkı ve iftirası, firavunun rüyası, rüyanın Hz. Yusuf tarafından yorumlanması, Hz. Yusuf’un babasına kavuşması gibi bütün motifler, günümüz insanını kalbinden yakalayacak imajlar eşliğinde kullanılırken; aynı zamanda Bekiroğlu imzalı çağdaş Yusuf ile Züleyha mesnevisini diğer mesnevilerden ayıran bir özellik buluyoruz: Yusuf ile Züleyha hikayesinin Züleyha cephesini. Kur’an’da Yusuf ile Züleyha’nın evlendiğine dair bir ibare olmadığı halde Yusuf ile Züleyha hikayesinin bütün nüshalarında Yusuf ile Züleyha’nın evlendirildiğine şahit oluruz. İftiraların en ağırı, zina ile suçlanmış Yusuf, kendisine bu iftiraları etmiş bir kadın ile artık genç ve güzel bile değilken nasıl evlenmiştir?

Bekiroğlu’nun mesnevisini okumadan önce bu soruyu cevaplamakta ne kadar güçlük çekiyorsam, okuduktan sonra da o kadar kolay cevaplayabilir bir halde yakaladım kendimi. Çağdaşlarımız endam aynalarımızdır. Çünkü geçmişe bakışımız aynı bilincin izlerini taşır. İhtimal bu soru daha önce okuduğumuz hikayelerin zihnimizde bırakmış olduğu iz ile ilgilidir.Çünkü biz daha çok Yusuf cephesinde yaşananları biliriz. Züleyha’yı bıraktığımız nokta iftiranın noktasıdır. İftira eden Züleyha’nın pişmanlıklarını, yalnızlıklarını ve yangınlarını hiç bilmeyiz. Bütün bunları bilmezken hikayenin sonunda Yusuf ile Züleyha’yı evlenmiş buluverince şaşırırız elbet. Fakat Bekiroğlu “iftiracı” Züleyha’nın aynasında dolaştırıyor bizi uzun uzun. Züleyha’nın acılarını bulunca onu mazur görmeye başlıyoruz. Güzelliği kadınlara ellerini doğratacak kadar beşer üstü olan Yusuf’un cemalinde yaratıcısını idrak eden Züleyha, hikayenin sonunda bizi en masum çehresiyle karşılıyor.

Leave a comment

Your comment