Şiir ve ilham

Nazan Bekiroğlu
Şiir ve ilham

Varlığın öznel kavranma biçimi, sanat. Şiir, sanatların sultanı. Çünkü malzemesi her şeyin evvelinde bulunan söz. Söz evvel, şiir ahir.
Şiirin bir akıl işi olduğunu iddia eden soğuk kanlı teoriler bir yana onun hiç olmazsa doğuş anında bir ilhamın aydınlığına ihtiyaç duyduğu muhakkak. Arkası, ilhamın işlenmesi. Şair kuyumculuğu.

Eflatun, şairin her an şiir söyleyemediğine dikkat ederek onu şair kılan hale İlahi bir vecdin sebebiyet verdiğini söyler ve buna da ilham adını verir.

İlham, keşfin yanı başında. Aracısız ve perdesiz kalbe inen bilgi, şair fark etse de fark etmese de böyle. Şiir sözcüğü, “bilmek” kadar “sezmek, sezgiyle bilmek” anlamını da taşıyor. Böylece şiir, mutlak bigiye giden yolda sezgisel bir vasıtaya dönüşüyor.

Mutlak bilgi ile rabıta kurabiliyor olması yüzdendir ki ilkel toplumlarda şiir, kendisiyle uğraşana ayrıcalıklı bir toplumsal mevki kazandırıyordu. İlkel toplumlarda kahinlerin, sihirbazların, müneccimlerin aynı zamanda şair olması bu ayrıcalıktan.

Çağlar boyunca şaire bir tür kutsiyet atfedilmesi, hiç olmazsa bir saygınlık yüklenmesi sıradan insanlar için kapalı olan ilhamın ona açık olmasından. Gayesini sadece kendi güzelliğinde bulan saf şiirin teorisyeni Rahip Brémond, şiir lisanına “dua” der. Haşim, sembolik bir muhteva taşıyan poetikasında şiiri resullerin sözlerine benzetir. Lamartine, inancını kaybettiği sıralarda bile inanç ihtiyacını dua olarak adlandırdığı şiirleriyle gidermeye çalışır. “Erzurum Yolculuğu” esnasında Puşkin’in karşılaştığı bilge bir Türk paşası, bir şairle karşılaşmış olmasını hayra yorar. Çünkü bir şair ona göre dervişin kardeşidir.

İslamiyet öncesi Arap kabilelerinde şairin ne kadar mühim bir yer tuttuğu bilinir. Kalabalıklar üzerinde yarattığı etki kadar bu etkinin kaynağıdır da şairi farklı ve üstün kılan. Çünkü şaire metafizik birtakım güçler tarafından şiir ilham edildiğine inanılır. Bu yüzden kelamın en yüksek mertebesi olan Kur’an kendisine vahyedildiğinde, Hz. Peygamber cahiliye dönemi Arapları tarafından şairlikle suçlanmıştı. Fakat cevap açık ve net: “Biz ona şiir öğretmedik”, (36, 69).

Kuşku yok ki bu reddiyenin şiir aleyhine içerdiği kesinlik aynı zamanda şiirin sanatların sultanı olduğunu doğrulayan bir düzlemde de okunabilir. “Biz ona şiir öğretmedik; ama ona vahyedilen şey, gafletle de olsa, şiirle mukayese ediliyor. Ve şiirin Kur’an nezdinde tenzilini mevsuk bu reddiye, şiirin insan sözü nezdinde tenzihi olarak algılanabilir. Değil mi ki arada bir vevch-i şebeh var.

Necip Fazıl, Poetika’da, insanın, bitki ve hayvanlara üstünlüğünü hatırlattıktan sonra, şairin de “zat ve şuur bilgisine” sahip olma bakımından insanlar arasında ve fakat insanlar üzerinde olduğunu ifade eder.

Tanpınar, “ani bir cehdle kendini bulan ruhun insandaki ezeli hakikatle temasından doğan bir konuşma” olarak adlandırır şiir halini. Şiir bir hatırlamadır ona göre. Şair bu hatırlamayı başaran insan.

İnsan, varlığının mahiyetini çözmek ve mutlak bilgiye ulaşmak ister. Dinin yanı sıra, bilim ve sanat da bu bilgiye hizmet eder, şiir de. Ancak onun vasıtası sezgidir. Şiir, belki de mahiyeti belli olmayan ani ilhamlara dayalı olarak bir yerlerden şair gönlüne indiğinden, şair insanlar arasında ama onlardan yukarıda bir yerdedir. Çünkü o kendisini üstün idrake götüren ilhamın tecelli ettiği bir kalbe sahiptir, bir seçilmiştir o. Sözlerinin resullerin sözlerine benzetilmesi bu yüzdendir. Toplum kalabalığında yalnızlıkla başlayan çoğulluğu, yadırganabilirliğinden kaynaklanan önlenemez cazibesi içine ilham inen bir kalbe sahip olmasından ötürüdür.

Şiir ki, ilham şairin kalbinde başlayıp kalbinde bittikten sonra, mahiyeti şairin kendisine bile meçhul. Şairler bilirler.

Fuzuli “Aldanma ki şair sözü elbette yalandır”, uyarısında. Doğru. Şiir, tümüyle sanat, koskoca bir yalan belki. Ama kalbe doğan ilhamın aydınlığında, daha yüksek bir hakikatin kavratılması için söylenen en doğru yalan. Şairin anlattığı gül belki yoktur. Ama o, güllerin üzerindeki gülü işaret eder neticede. Gülün gerçekliği için söylenen bir gül yalanıdır şiir ve şair gül için gül yalanı söyleyen. Yalan bir tek şairlerin hakkı. Gerçeği, yalnızca gerçeği söylemek için.

Leave a comment

Your comment