Nokta vesselam

Nazan Bekiroğlu
Nokta vesselam
Başlangıçta nokta vardı. Her şey bir noktayla başladı. Kalemi kağıdın üzerine koydum, nokta. Kalemi kaldırdım kağıdın üzerinden, yine nokta. Bütün yaptığım iki nokta arasında, noktayı açıklamaktan ibaret kaldı. Bildim ki noktadan da öte gerçek yok.
Boyutu olmayan nokta, her şeyin en, boy ve derinlikle sınırlandığı bu dünyada, sonsuzluk ülkesinden gelen bir yolcu. Bir tebliğci o. Sadece derinliği, üçüncü çizgiyi atabilmiş olmasıyla bile mutlak olanın sırrına yolculuğu başlatan nakkaşa nispetle nokta, bu dünyanın hem hakimi hem mahkumu.

Öyle bildim ki nokta asıl; çizgi vehim, daire vehim. Noktanın dışında ne varsa, hepsi hayal, hepsi gelip geçici. Pergel daireyi çizerken bıraktığı iz aynı noktaya eşit mesafede çok nokta. Ebruzen suya bir nokta bıraktı, büyüdü şekiller, nokta laleye döndü. Bir noktanın genişlemesinden kainat oluştu. Bir nokta hükmünde döndü kainat, nokta hükmünde durdu. Yörünge nokta, merkez nokta. Güneş nokta, dünya nokta, ay nokta. Varlığın özü nokta.

Varlığın özünü kendinde bulan “ben” de bir nokta; sırrını, vakıf olan anlasın. Ben bir noktaysa, varlık “ben”den içre çoğaldı. Noktanın muamması yer ile gökler arasındaki kapı. çünkü kalp bir nokta, kalbe inen yol nokta. Nokta kadar bir delik, bir üfürüm kalpte yaşamı söndürür. Nokta kadar kara bir benek olduğu halde süveyda, büyür, kalbin işgalcisidir. İşgalcileri geçen kalbin makam atlaması, daire üzerinde iki nokta. Arada devir farkı.

Küçücük bir noktadan bile küçük olduğumu fark edince varlık ırmağının üzerinde, büyük hiçbir şey kalmıyor geriye. Ve bir nokta kadar küçülecek denli uzaktan baktığımda yaşama, hiçbir şey can acıtmıyor: Kozmik bakış noktası. Anladım ki ne geçmiş var ne gelecek. “Sufi an’ın oğlu”. An bir nokta, hal bir nokta.

Aşk bir nokta. “Yekpare geniş bir an’ın parçalanmaz akışında” ben bir nokta, sen bir nokta. Üst üste iki nokta: Açıklaması: Üç nokta.

Bildim ki güzellik de bir nokta. Ağız nokta, burun hokka. “Güzellik katibinin elindeki kalemden” kağıt üzerine damlayan mürekkebin bıraktığı leke, sevgilinin yanağındaki “ben” nokta, gerdanındaki “çifte ben” iki nokta: Kaza, bela!

Eski edebiyatta ağız nokta. Söz nokta. Bir nokta imiş aslı sühan evvel ü ahir (Ruhi), sözün başı sonu bir nokta.

Evveli ve ahiri ile söz, yaşantıya vasıtasız tekabül edemiyorsa suya atıldığı noktadan başlayan bir halkalanma olmalı. Her cümlenin sonunda bir nokta ve her cümle iki nokta arasında. Çünkü nokta hem bitirdi hem abşlattı. Bir noktayı izah için iki nokta zaruri. İki nokta söyler, açıklar; üç nokta susar. Nokta susmak nokta konuşmaya başlamak. Nokta matematikçi için başlangıç romancı için bitiş. Nokta, son koymak aşkı uğruna feda edilen hayat.

Oysa nokta yazının asıl başladığı yer. Yazı bir nokta büyüsü. Yazar, yaşamak için ve ölmek için iki nokta arasında yazdı. Okuyucu yazarın, söylemesi için ve susması için, iki noktadan üç noktaya geçmesini sağladı. Noktanın sırrına erince yazar, artık hem büyüleyen hem büyülenen oldu. Büyülenmiş bir büyücü, lisan bilmez bir mütercim.

(…)

Bir cemal noktasına aşık olan II. Murad, pergel içinde döndürüldüğünün ve çevresinde döndürüldüğü noktadan başka bir şey olmadığının farkında:

Bir cemale aşıkım kim bir cemale benzemez

Noktayım pergar içinde devr ederler hep beni

Pergar içinde harf, bir münhani kürsüsü. Onu mana yapan noktanın kendisine seçtiği yer değil mi? “Cim karnında bir nokta”, ışıklı yaz sabahı sevinci. Noktanın yeri gibi yokluğu da harfin anlamı: “Elif bir şeyi yok”. Kürsü aynı, nokta onu nun yaptı. Kürsü aynı nokta onu ba yaptı. Elifba’da nokta alan ilk harf ba. Kainatın sırrı, bir noktasının bile değişmeyeceği emniyet altına alınmış Furkan’da, Farkan’ın özü Fatiha. Fatiha başındaki besmelede, besmele ba’da. Ba, altındaki nokta. O da alemlerin fahrı, “Ahmed ü Mahmud u Muhammed” Efendim.

Ahmed’le Ahad arasında bir “mim” farklı var eski alfabede. Mim de bir nokta. Kainatın sırrı bu mim’de saklı. Bu mim muhabbetin mim’i. Varlığı sebebi kainat olan muhabbetin, Allah’ın, Rasulü’nün duyduğundan başlayarak döküle döküle bütün kainatı kuşatan muhabbetin.

Hasılı, Hz. Ali’ye bakılırsa, “İlim bir noktaydı onu cahiller çoğalttı”.

Nokta vesselam.

Leave a comment

Your comment