E. Esra Uğur ; “Der Beyân-ı Nun Masalları”, Mağara , Ekim Kasım 99

DER BEYAN-1 “NUN MASALLARI”

E.Esra uğur

“Senden istediğim bir masaldı sadece, bir masalı. ‘Ben masal bilmiyorum’ dedin ve çıktın işin içinden. Bu rüyalar ülkesinden de çıkışın demekti. Oysa masal anlatmadan bir masal yaşayamazdık, öyle de oldu.

Sen haklıydın. Anlatmadan yaşanamayan masallar, yaşanmadan da anlatılamıyordu…”

Nazan Bekiroğlu masallara prestij edenlerden. Dergah’ta yayınlanan hikayeler bir kitapta toplanmış. Kitap ilk önce ismiyle dikkat çekiyor: Nun Masalları… Niçin nun?.. Elif, vav ya da cim değil?.. Nun görünüş itibariyle son derece estetik bir harf. Fakat bu harfin estetiğinden daha öncelikli bir hususiyeti olmalı. Rimbaud, harflerin rengi olduğunu söylüyor. Onun farkı da rengi, kokusu, tadı olmalı… ‘Nun’un yazar için rengi ne, kokusu ne,?.. Bunu yazardan başka kim bilebilir ki…

Nün sükuneti ve huzuru çağrıştırıyor adeta… Divan edebiyatıyla hemhal olanlar bilir; nün sevgilinin bükülmüş beline benzetilir. Bunu duyduğumdan beri nuna karşı merhamet duymaya başladım. Ve acıyla karışık bir gıpta hasıl oldu içimde.

İsmiyle müsemma kitabın içine girdiğimizde efsunlu bir hava çarpıyor yüzümüze. Hikayelerin yaşadığımız zaman ve mekandan farklı olması, onların gerçekliğini etkilemiyor. Bütün kahramanların hayatta bir karşılığı var. Belki en yakın dostunuz Genç Kalfa kadar içli… Her gün bindiğiniz otobüsün şoförü Hattat gibi sır dolu… Bir başkası en az mezarlık bekçisi kadar sadık, diğeri Nigar Hanım gibi ince… Ve siz, yazar kadar bu çağa uzak, hayale yakın…

Semboller ve imgeler denizinde kaybolmadan yazarın açtığı yolda, mutmain ilerliyoruz:Aşk yolunda. ‘Aşk için bütün yollar kapalı, oysa aşktan başka çıkar yol yok gibi…’ Yollar uzayıp gidiyor. Ve her yol, birbirine bağlıyor yolları. Her yol bir yerlere götürüyor gitmek isteyenleri, çıkmaz sokaklar bile. Seyyah için varılacak yer olmuyor, yolcuların bir seyir defteri olmalı. Ama ‘Anlatmasam aşkım beni yok ediyor. Anlatsam, ben aşkımı…’ Çünkü her kelime biraz eksik, her şarkı biraz yarım kalıyor. Çünkü ‘asıl öyküler bittikleri yerde başlıyor.’

Yazara gönül dolusu, yürek dolusu ‘sitem’ yolluyorum. Tam da yolların aklımı çeldiği vakitti. Artık dümdüz, inişsiz ve çıkışsız bir yol tutturmuşum. Aşk uzaklarda kalmış bir seraptı. Her elimi attığımda boşluğu tutuyordum. Gizemli peçesini lütfedip açmayacaktı, biliyordum. Mah cemalini göstermeyeceğine olan inancım kavileşmiş yürüyordum ki….

‘Çıktığımız yolculuklar hep yanlıştı ve bunu neden sonra fark ettik.’ ‘Hep tökezledik yollarda. Bütün dallar elimizde kaldı. Gökkuşağına ayarlanırken içimizin her zerresini, bütün kapılar hep aynı renkle sadece gri idi. Hep tökezledik yollarda. Taşlar ayaklarımızı ve çıplak dallar yüzümüzü kan içinde bıraktı.’ Bir kez daha tökezliyordum. Ve bu ne ilkti ne de son olacaktı.

‘Nun Masalları’ okumaya değer bir kitap değil. Kıymeti bunun çok ötesinde. Yaşamaya ve yaşatmaya değer. Aşkı genç mezarlık bekçisinden, sabrı Hattat’ın solgun yüzlü karısından, günahı cariyeden, tövbeyi hattat’tan öğreniyoruz … Birkaç masal daha iliştirip yorgun kalbimize yollara düşüyoruz. Tökezleyeceğimizi bile bile…

Ve bekliyoruz… Penceremizden gözüken yıldızlardan biri, ışığıyla bir hayatı aydınlatacak. Sadece bizim gördüğümüz, bildiğimiz hayatlar ve insanlar var edecek bize. (Ayrıntılı bilgi için, bkz s.47) Hem yıldızlar uzun yaşarmış. Belki Genç Kalfa’nın yaslı yıldızı bize de bir iyilik yapar, ‘içinden şiirsiz geçilemeyecek kadar derin’ gözler bahseder. Ve bu bir çift göz, pencerenin önündeki koltuğa oturtur bir hayatı. Ne güzel fırsat, hayatın karmaşa ve çelişkisinden kurtulup, kendi çelişkilerimize dönmek için… Ve sonra bir Lale-i Rumi ye muhtaç olmak, yıllar öncesinden nesli tükenmiş bir laleye… Derdin güzel olduğunu ve devanın derdin kendisi olduğunu bilmek, ne güzel. Vuslatın aşkı öldürdüğünü görmek, ‘dokununca altın tozuna dönüşüyor bütün sevgililer’. Ve her güzellikte var olan çirkinliği, her çirkinlikte var olan güzelliği görmek; ne güzel…

‘mesaj/yani/bütün bunlardan anladığımız/hayat dersi yani: aklım da duygum da yollarda bırakmışken defalarca, hangisine yaslansam bütün yollar kapalı.’ Yürek dolusu bir sitem daha sevgili yazar. Tam da yolların aklımı çeldiği vakitti oysa…. (ayrıntılı bilgi için bakınız: NUN MASALLARI)

Leave a comment

Your comment