Önsöz …

ÖNSÖZ

Halide Edip Adıvar sadece edebiyat tarihimizin değil, yakın dönem kültür ve siyaset tarihimizin de renkli ve dikkate değer simalarından birisidir. Bütün ömrüne yayılmış bir tefekkür ve eğitim faaliyetinin yanı sıra asıl şöhretim Türk edebiyatının birinci sınıf romancılarından biri olarak sağlamıştır. Sinekli Bakkal, hiç olmazsa şu son yıllara kadar, Türk edebiyatının en çok basılan romanıdır. Halide Edib’le, “kadın sanatçı” tanımı ile ortaya çıkan sun’î bir ayrım da yok olmuş, o, kıymetini kadın olmasına bağlı bir hoşgörüden değil mahiyetinden alan bir sanatçı olarak kabul görmüştür. Bugün Türk kadını için çok doğal sayılan duruşların sağlanmasında; Meşrutiyet öncesinde varlık göstermiş Fatma Aliye, Emine Semiye, Nigar Hanım ve Makbule Leman hamlelerinden sonra, bilinçli ve yüksek tonda ilk ses de ondan gelir.

Halide Edib, Millî Mücadele’ye denk gelen bir dönemde tefekkür cephesinde bir siyaset etkinliğinin yanı sıra sıcak savaşın da içindedir. Millî Mücadele’nin lider kadrosunu yakından tanımış, aydın olmanın getirileri arasında Mustafa Kemal’le fikir teatisinde bulunmuş, cephe gerisi ve cephede görev almıştır.

İnanan ve inandığını sonuna kadar savunmaktan ve yaşamaktan geri kalmayan zihnî bir yapı içinde Halide Edip; eğitimci, öğretmen, yazar, mütefekkir, işgal İstanbul’unda nutuklar îrad edici, Tealî-i Nisvan kurucusu, hemşire, nefer, sekreter, çevirmen, Hilal-i Ahmer içinde faal bir sima, onbaşı, çavuş, profesör, milletvekili ve bütün bunların yanı sıra iyi bir eş, iyi bir annedir. Denebilir ki fikirleri ile telif ettiği yaşantısı onu, zaman içinde bir idole dönüştürmüştür.

Bu küçük kitap bir tanıtım görevini getirmekten öte gaye taşımamaktadır, ilk bölümde temelde onun anı eserlerine bağlı sade bir biyografya ile yetinilmiş, arkadan edebî kimliği ve eserleri hakkında kısaca bilgi verilmiş; ikinci bölümde ise eserlerinden karakteristik parçalar seçilmiştir.

Kitabın sonuna sadece bu çalışma esnasında baş vurulan eserlerden oluşan bir Seçme Kaynakça eklenmiştir.

Halide Edip Adıvar, Şûle Yayınları, İstanbul, 1999, s.9 – 10

Leave a comment

Your comment