Mor üzerine-1

Nazan Bekiroğlu
Mor üzerine-1
Pierre Loti, İstanbul’dan bir gemi ile ayrılırken, yalılardan birinde mor giysili bir kadının kafes arkasından kendisine el salladığından bahseder. Loti’nin adını vermediği bu kadın Şair Nigar Hanım’dır. Nigar Hanım’ın, I. Cihan Harbi’nin yoklukları arasında, mutlu günlerden kalma bir feraceden bozarak yaptığı mor bir çarşafı da vardır. Çarşaf modasının İstanbul’u giderek terk ettiği yıllarda yapılan bu giysi Nigar Hanım gibi İstanbul’un da son çarşaflarından biri olmalı.

Halide Edib’in de mor bir çarşafı var mıdır bilinmez ama Sinekli Bakkal’da, Kanarya Hanım’ın sarayında Mevlid okuyan Rabia’nın sırtında mor laleli bir elbise vardır. Ve Halide Edib’in anılarında bir eski zaman bahçesinin kapısı üzerine yaslanmış mor bir salkım, bize, artık olmayan bir şarkıyı söyler: Mor Salkımlı Ev.

Oysa Vadideki Zambak, mor değil beyazdır. Kamelyalı Kadın’ın göğsündeki kamelya da. Yakasına zambak takan İrlandalı; Oscar Wilde, Dorian Gray’ın Portresi’nde, erguvan renkli çiçeklerle donatmıştır her yanı.

Erguvan; beyazın müdahalesine uğramış kırmızı ailesinden bir mor. Ya da mor ailesinden bir kırmızı. Tek bir mordan söz etmek mümkün değil demek ki. Neticede mor da mor, leylak da mor. En açığı ile en koyusu arasında mor değişken ve ürkütücü. Bir seyyale.

Mor; palet üzerinde bir miktar mavi ile bir miktar kırmızının karışımından ibaret. Mavi; yaratıcı, sükunet. Kırmızı; tansiyon artırıcı, şiddet.

İkisi arasında bir med-cezir mor. Hangisine yakınsa ona mukabil bir tesir.

Koyusu, şiddet ve çürüme. Kederin rengi olması bu çürümenin ürpertisinden, ölümün rengi olması bu yüzden.

Açığı, hayat, uçuculuk. Eflatun hayaller bu hafiflikten. Leylak rengi bu ümitten.

En açığıyla en koyusu arasında mor, fazla açık fazla kapalı. Fazla modern fazla muhafazakar. Renkler içinde bağımsız ülke mor. Renkler içinde tutsak ülke yine mor.

Antik Yunan’da bilgeliğin simgesi sayılan mor, öğretinin rengi. Öğretmen okullarının şapka şeridindeki mütevazı mor, şimdilerde Eğitim Fakülteli akademisyenlerin cübbe yakalarında.

Anayurt kültürü mora itibar etmiyor. Orhun yazıtlarında morun adı yok. Eski Türkler mavi üzerinde ısrarlı. Mavinin kırmızı ile birleşerek oluşturacağı mükemmel çiçeğin boy vermesi için Anadolu toprağı gerekli. Osmanlı moru tanıyor ve çok seviyor. Bunda estetik ve teknik olgunlaşma kadar hayatın biricik kıymeti olarak yerini alan dinin de etkisi var. Modern psikoloji moru dinin imgesi olarak yorumluyor, cenneti temsil ediyor mor rüya dilinde. İçsel bir yolculuk, bütünle irtibatlanma. Mistisizmin morla bağlantısı tesadüf değil. Metafizik. Ürperti. Freud’un hocasının hocası A F. Mesmer’in, gizemli bir atmosfer yaratarak leylak rengi giysiler içinde hastalarına şifa dağıtmaya kalkışması bu bilincin ifadesi değil mi, meslektaşları tarafından kıymeti bilinmese de!

Mor üzerinde ısrarlı şair. Zambaklı Padişah’ın sahibi Ece Ayhan, Şiirimiz mor külhani abiler, derken biraz da bu gizemi işaret ediyor.

Osmanlı sanatında, bilhassa çini ve minyatürde mor gözde. Dini bağlantı kadar sapsarı ışıklar saçan altın varakların vurgulanması, aynı zamanda dengelenmesi, için de böyle bu. Çünkü sarının ışığı çok. Bir sarının ışığını susturmak için kaç mor leke bırakmalı? Mor ışıksız. Onun ışığı kendi karanlığında.

Ebru teknesinin başında ebruzenin mor ile arası nasıl acaba? Suyun kıyısına mor bir nakış kolay düşmüyor olmalı. Ve bir demet mor menekşeyi ab üzre nakşetmek, tek sap gülü suya düşürmek kadar zor mudur, kim bilir?

Mor hayal. Mor gerçek. Mor masumiyet. Mor cesaret. Mor halk. Mor aristokrat.

Durduğunuz yer kendi morunuz. Ya siz hangi morsunuz? Yaşıyor mu ölüyor musunuz? Şair diyor ya;

Gerçek, yamalı böcek ölüsü

Hayal, alabildiğine uzak

Yaşam, kendini tanıması insanın.

Ölüm mü?

Mor sevdalı gelin uğurlaması.

(Kadir Şişginoğlu).

Yüksek kültür çevresinde oluşan sanat bir yana, doğayla vasıtasız muhatap halk kültürü de mora bigane değildir. Dağları mordur, bulutları mordur, akşamları mordur, sabahları mordur. Yaşmakları mordur, oyaları mordur. Halıları, kilimleri morla nakışlı, şalvarları mor atkılı, terlikleri mor ponponludur.

Yasları mor renklidir. Aşkları mor çeşnilidir. Fazla söze ne hacet,

Mavi yelek mor düğme

Yine düştü gönlüme,

desek bütün hikayeyi özetlemiş olmaz mıyız sizce de?

Leave a comment

Your comment