Pervane Niye Kendini Yakar?

Nazan Bekiroğlu
“Pervane Niye Kendini Yakar?”
Pervaneye kişilik isnad edip, ihtiyarı ile kendini yaktığını ima eden şu başlık; “Pervane Niye Kendini Yakar”, bir edebi metne ait değil. Pervanenin malum yanışını, ışık kaynağı ile görüşü arasındaki açılar bakımından izah eden bilimsel bir makalenin başlığı.(¹) Özetlemek gerekirse milyonlarca yıl önceki bir başlangıçta, ay ışığına yönelerek yönünü bulmaya alışmış olan pervane süreç içinde yapay ışık kaynaklarına yönelmeye başlıyor. Bakışındaki teta açısı doksan dereceden büyükse pervane kaynaktan uzaklaşıyor. Eğer teta doksan dereceye eşitse geçiyor ve gidiyor. Ama eğer ışık kaynağına, teta açısı doksan dereceden küçük bir görüş açısıyla bakıyorsa pervane, helezonlar çizerek yaklaşmaya başlıyor ve sonunda ateşe düşerek yanıyor. Böyle diyor fizikçi.

Gül ile bülbülün muaşakasında da botanikçi, bir sebep-sonuç ilişkisi buluyor ve bülbülün gül fidanı üzerindeki konaklamasının beslenme gayeli olduğunu ifade ediyordu.

Şairin yorumundan ne kadar farklı.

Şair, koskoca bir aşk fark ediyor bu ilişki etrafında.

Leyla, çölün yakıcı gecesinde pervaneyle dertleşir: Her ikisi de bir ışığın cazibesindedir. Ama Mecnun sevgiliyi aşan bir ışığın cazibesine tutulup da Leyla, karanlığında yapayalnız kaldığında, siz bu kadere tek başınıza isyan edip Şem ile Pervane’nin tarihçesini bilmek hevesine düşersiniz. Bir süre sonra belli ki aşkın Şems ve Mevlana cihetine yöneleceksiniz. Şeyh Galip ve Esrar Dede’yi de merak edeceksiniz.

İran ve Türk edebiyatlarında bunca örneğini gördüğümüz Şem ü Pervane mesnevileri için bir Şem bir de Pervane gerekli.

Şem: Işık saçan her şey Şem’in tanımı kapsamında. Mum şemdir, çerağ da. Kandil de, yıldızlar da.

Işık saçan dedim ya, şem sevgili.

Şem ay.

Şem güneş.

Tasavvufi semboller dizgesinde, şem mürşid. Şem Kur’an. Şem nur-ı İlahi. Bir ışık saltanatındayız artık.

Pervane: “Perv” ile “=ane” son ekinin birleşmesinden. Perv, o da yıldız anlamına geliyor.(²) Kendisini ışığa veren tarafın da ışık saçan bir anlam kökünden geliyor olması ilginç. Kim ışık saçıyor gerçekte? Uğrunda ölünen mi ölen mi?

Pervanenin ayırıcı özelliği aşkı değil ama. Aşkı herkesçe malum ve aşk herkese mahsus. Pervanenin belirleyicisi kendisini ateşe atması. Yanması. Bilerek ve isteyerek.

Çünkü o incizabda. İradesine hakim değil artık.

Cezbe ve incizab. Aşkın halleri.

Cezbe: Cemale yönelme.

İncizab: Cemal tarafından çekilme.

Pervane Şem’in çekim alanına girerek ve dönerek, ne ise o olarak düşer ateşe. Sıfat-ı aşk nedir ki kendini ateşe atmaktan başka pervaneye göre?

Sonunda ateşte ölür pervane. Bu bir yok oluş değil, sevenin sevilende yok olması anlamına gelen bir varlık biçimidir. Bedeli ağır da olsa. Karşılığında şiirlerdesiniz, ihsan sonradan gelir.

Ne işi var pervanenin şiirde? Mum ışığında şiir yazan şairin pervaneye yüklediği anlam mı? Onunla kendi aşıklığı arasında kurduğu bağ mı? Pervane gürültü koparmaz; ama ateşe düşerken, cinnet alanında, güzelliği bu. Şem bilir mi? Bilmem. Ama şair bilir. Bilinci yerinde çünkü.

Gönlümüz Pervane’nin yanındadır. Kalbimizde Şem’e karşı bir iğbirar.

Pervane kaderini yaşar, yanar.

Işığına düşen her pervaneyi ateşine de düşürerek yok etmeye yazgılı Şem’in Pervane’den daha parlak yazgılı olduğunu kim iddia edebilir ki?

Alıştığımız, eğitildiğimiz şu ki, bülbül mağdur, gül mağrur. Pervane mağdur, Şem mağrur.

Öyle değil işte! “Tersinden Okunan Hikaye”.

Şem ezelden yazgılı, yanar.Yanar ki ışık saçar. Bir yangın.

Şem yakar, yakmaya yazgılı, ikinci yangın.

Gülün hikayesi, kalbimiz bülbülden yana. Ama “Gülün halinden kim bile?” Bülbül kanat çırpar, anlatır, sesi var onun. Gül öyle mi? Sesi yok gülün, kök salmış, eylemsiz. Gül gibi Şem de yerinde sabit. Oysa pervane eylem içre, kanatları var.

Bütün bu öyküleri bir de tersinden okumanın zamanı gelmedi mi?

Gül ile Şem. Bülbül ile Pervane.

Şem’in teta açısını henüz kimse bilmiyor. Korkarım o da daima doksan dereceden küçük.

Leave a comment

Your comment