Selim İleri ; “Beklenen Kitap”, Cumhuriyet , 12 Mart 1999

Beklenen Kitap…

SELİM İLERİ

O filmin adı Beklenen Şarkı’ydı. Cahide Sonku ‘nün göçen güzelliğiyle son bir kez alev alev göründüğü film. Beklenen Şarkı’yı Zeki Müren söylüyordu. Arada bir televizyonda gösteriliyor

Bense, nice yıllar, bir kitap bekledim: Şair Nigâr Hanım’ın güncesi.

Yıllar önceydi, Hayatımın Hikâyesi’ni edinmiştim. Yazan: Nigâr Binti Osman. İç kapakta bir ithaf: “Çok kıymetli yalı komşumuz, arkadaşımız, dostumuz Abdülhak Şinasi Hisar’a sevgi ve saygılarımla.” Mürekkepli kalemle yazılmış. İmza: S. K. Nigâr. Tarih: 6. 4. ’59.

Önsözden öğrendiğimize göre, Şair Nigâr, yaşamını dile getiren yirmi defter “doldurmuş.” “Ölümünden elli yıl sonra açılması ricasıyla, bu hatıraları saklayan yazı çekmecesi Aşiyan Müzesi’ne emanet” edilmiş. Şairin oğlu S. K. Nigâr yazmış şu bilgileri.

Bugüne dek o anıların yayımlanmasını bekledim. 1918’de ölen Şair Nigâr, herhangi bir başka ülkede yaşasaydı, defterleri 1968’te elbette okura sunulurdu.

Hayır, anılar, günü gününe tutulmuş çiziktirmeler, iç döküşler, ömrün sonuna rastlayan ödeşmeler yayımlanmadı.

Hayatımın Hikâyesi söz konusu yazılardan bir seçmedir. Geçen yüzyılın sonu-bu yüzyılın başı zaman dilimi olarak karşımıza çıkar. Aydın bir Osmanlı kadınının, üstelik bir şairin İstanbul hayatı’nı birinci elden yakalarız.

Mutsuz evlilik, Ada, çocuklar, platonik ilgiler -Aşk sözcüğünü özellikle kullanmadım…-, Prens “Viktor Emanuel”, geçen zaman, Abdülhamid ‘in tahttan indirilişi, savaşlar, çöken imparatorluk, yıkım… Şair Nigâr Hanım bütün içtenliğiyle anlatır.

Ruşen Eşref Ünaydın’ın bir dönemin tanınmış şairlerini, yazarlarını konuşturduğu çok sevimli kitabı Diyorlar ki’de, Nigâr Hanım, yaşlılık günlerinde karşımıza çıkar. Her şeyden… ama artık her şeyden yakınmaktadır.

O kadar ki, bu uzayıp giden yakınmalar, genç Ruşen Eşrefin bıyık altından gülmesine yol açmış gibidir.

Oysa Hayatımın Hikâyesi’nde Şair Nigâr’ın son yazısı enikonu acıklıdır:

“Gündüz arayanlar olmuşsa da her yer ve her şey gibi kapının çıngırağı da kırık olduğu için işitmedim.”

“Dün gece, nöbetlerle titrerken, babamın bana yirmi yıl önce hediye ettiği bir yatak mangalını hatırladım ve ancak onunla ısınabildim. Babacığımın aziz ruhunu bu vesileyle bir kere daha takdis ettim.”

Edebiyatımızın en güzel aşk pasajlarından birini, Abdülhak Şinasi, Şair Nigâr Hanım için yazmıştır. Bir ‘romans’ anlamı taşıyan bu sayfalardan Şair Nigâr’ın güzelliği ve görkemi taşar.

Ama işte hepsi bitmiştir şimdi. Yorgun şair soğuk bir ilkyaz akşamı ısınmaya çalışmaktadır…

Macerasını merak ettiğim Nigâr Hanım’ın güncesi, yirmi defteri yayımlanmadı ama; Nun Masalları’nın hikayecisi Nazan Bekiroğlu’nun Şair Nigâr Hanım incelemesi (İletişim Yayınları) bir süredir o maceradan tatlar yaşatıyor bana.

Gerçekten çok başarılı bir eser. Nazan Bekiroğlu, Nigâr Hanım’ın defterlerinden -defterlerin asıl sayısı on dokuz, bazı defterler “yok”, yazardan öğreniyoruz- yola çıkarak bir yaşamöyküsü örüyor Romancı inceliğiyle kaleme getirdiği bu yaşamöyküsü, döneminin aydın kadını Şair Nigâr’ın hangi iç huzursuzluklar, gönül kırıklıkları, baskılı yaşama koşulları içinde ömür tükettiğini gözler önüne sermekte.

Eserin ikinci bölümünde, Nigâr Hanım’ın edebiyat, şiir, yazı çabası irdeleniyor

İlk bölüm, dediğim gibi, duyarlı romanların havasını estiriyor. İkinci bölümse, Nazan Bekiroğlu’nun ‘edebî’ eserlerimizi irdelemede ne kadar canlı bir anlatımı olduğunu kanıtlıyor. Meraklısı dışındaki okura, kuru eleştirinin kitap kapattıracağı bu bölüm, yazarın işlek kalemi, dikkatli gözlemi, günümüze göndermeleriyle kıvraklık kazanmış.

Kitaplar daima en candan dostlarım oldu. Bununla birlikte, bazı kitaplar vardır ki, yakınlıklarını daha çok duyumsarım. Şair Nigâr Hanım o kitaplardan.

Nazan Bekiroğlu çok ince bir yazar, şöyle diyor:

“Nigâr Hanım’ın iç konuşması ve duaları uzar satırlar boyunca. Ve gözyaşları harflerini ıslatır ve dağıtırken ihtimal ki bütün bunları yıllar sonra birilerinin okuyacağını düşünerek teselli bulmaktadır.”

Takvimde İz Bırakan:

“Sevgilim, hatırında mı hâlâ”… Şair Nigâr Hanım.

Leave a comment

Your comment