Cemal Aydın ; “Tarihe Işık Tutan Kadın – Şair Nigar Hanım”, Yeni Şafak , 23 Şubat 1999

Tarihe ışık tutan kadın

Okuyucunun Dergâh Yayınları’ndan çıkan ‘Nun Masalları’ adlı kitabından hatırladığı Nazan Bekiroğlu şimdi de İletişim Yayınları’ndan çıkan ‘Şair Nigâr Hanım’la karşımızda

ŞÂİR NİGÂR HANIM

Cemal AYDIN

Millî kıymetimiz Prof. Dr. Sabri Ülgener Hoca’nın yazıp bıraktıklarına şöyle bir göz attığımızda, şu değerlendirmenin ne kadar haklı olduğunu görürüz: Kendi uzmanlık dalında, hem değerli hem de kalıcı eserler verenler, geçmişin ve günün edebî eserlerini çok iyi tetkik etmiş olanlardır. Gerçekten de, bir milletin en paha biçilmez hazineleri, o milletin dönem dönem bıraktığı edebiyat ve sanat ürünlerinde gizlidir. Cemiyetin nabzı oralarda atar. Onların üzerindeki örtüyü merak ve heyecanla kaldırıp bakmasını bilenler, bilim dünyasına çok boyutlu çalışmalar armağan etmenin mutluluğuna ererler. Bu konudaki inancım, “Şâir Nigâr Hanım” adlı çok güzel bir araştırmayı okuyunca iyice pekişti. Şâir Nigâr Hanım, yayımlanmış eserlerinden ziyade, 25 yaşından ölünceye kadar tuttuğu ve ancak ölümünden sonra okunmasını vasiyet ettiği günlükleriyle önemli bir devre ışık tutuyor.

Bir Osmanlı hanımefendisi

Yaşadığı dönemin fikir, kültür, edebiyat, iktisat, hasılı dağılmasına ramak kalmış son Osmanlı toplumunun bütün faaliyet sahalarını, onun günlüklerinden adım adım izliyorsunuz.

Nazan Bekiroğlu, eserlerini ve yayımlanmamış günlüklerini didik didik ederek hazırladığı “Şâir Nigâr Hanım”da, Osmanlı çağında ilk defa kitap yayımlamış, şiirleri sonradan padişah olacak Şehzade Vahdeddın in de içinde bulunduğu pekçok ünlü tarafından bestelenmiş, Abdülhak Hamid, Süleyman Nazif, Cenap Şahabeddin, Rıza Tevfik, Tevfık Fikret, Recaizâde Mahmut Ekrem, Şeker Ahmet Paşa, Kemani Tatyos Efendi, Bimen Şen gibi yerli ve Lamartine başta olmak üzere pekçok yabancı yazar, sanatçı ve diplomatla yakinen tanışıp görüşmüş, dünya gazetelerinde adından çok söz edilmiş, sekiz dil bilen bir Osmanlı hanımı ile tanıştırıyor bizi. Yazarın bu araştırması, sadece edebiyat tarihçilerini değil, yazımızın başında vurguladığımız gibi, tarihe çok iyi bakıp geleceğe kalıcı eserler ve fikirler bırakmak isteyen her aydını da yakından ilgilendiriyor. Bana gelince, ben bir başka yönüyle de çok sevip takdir ettim Şâir Nigâr Hanım’ı. Çünkü o da benim gibi düşünüyor: “Ben öyle zannediyorum ki bizim bu Meşrutiyet ilân edilmese idi bu harb-i umumî bu here ü merc-i daimî rû-nümun olmayacaktı” diyor. Yine bir gün günlüğüne “Bana öyle geliyor ki bu mel’un Meşrutiyet ilân olunmasa bu herc ü merc-i kâinat vukua gelmez, hiç olmazsa daha teehhür eder ve insanların harpte telef olmayanları açlıktan ölmezdi” diye yazdığı için sevdim o şâir ve edip hanımefendiyi. Çok haklı.

Unutulmuş bir kadın şâir

Eğer büyük çoğunluğunu askerlerin oluşturduğu İttihat ve Terakkî’nin zavallı hayalcileri ve siyâseten cüce yöneticileri olmasaydı, Osmanlı Devleti’nin yıkılışı böylesine acı ve böylesine korkunç olmazdı. Sultan İkinci Abdülhamid Han, onların geldiği gibi Batı’nın, hele hele İngiliz’in oyununa gelmezdi. Dağıtacaksa bile o devlet, bir Britanya İmparatorluğu’nun veya bugünün Sovyetler Birliği’nin parçalanışına benzer bir şekilde ve belki de ondan daha da yumuşak ve daha kansız dağılırdı. Süleyman Nazif’in “Şehadet ve yemin ederim ki ne kadınlar ne erkekler arasında Nigâr Hanım kadar samimi vatanpervere rastladım” diyerek tanıttığı kıymetli, fakat unutulmuş bir kadın şâirimizi mutlaka tanımak gerekiyor. Tarihimizin en fırtınalı dönemlerine düştüğü o kayıtlar, bize geçmişle ilgili olarak yeni yeni ufuklar açacaktır.

Leave a comment

Your comment