Ekho

Nazan Bekiroğlu
Ekho
Nergis, mitolojinin yakışıklı ve şımarık çocuğu: Narkissos. Şark kültürüne kadar iz düşüren geniş çaplı bir etki alanı. Kendini beğenmenin, dahası kendine aşık olmanın felsefesi. Nergis, yakışıklı bir delikanlı öncelikle. Siz onu bir çiçek olarak bilirsiniz (ya da mahmur bir bakış). Su kıyısında yetişen, ortasında kocaman sarı gözü, beyaz yapraklı çingene bezeği, kaldırım güzeli.

Kendini beğenmenin ve kendisini gerçekten sevenin sesine cevap vermemenin ağır bedeli. Bir güzel delikanlıdan geliyorsa da Nergis’in efsanesi, her hikaye gibi iki kişilik. Muhatabı var: Ekho. Ekho olmadan eksik bu öykü. Ovidius’a bakılırsa, Ekho Nergis’e aşıktır. Ama öylesine utangaçtır ki bütün yaptığı, dalların yaprakların arasına saklanarak ses vermektir sadece. Üstelik yaradılış icabı söze ilk başlayan da olamaz. Sadece kendisine söylenenin son kısmını tekrarlayabilir. Öyle ki bir sesten ibaret kalır sonunda: Bir sesten ibaret kaldım duy beni. Ancak Nergis Ekho’yu duymaz. Gider, eğildiği durgun suyun üzerinde gördüğü kendi suretine aşık olur.

Öz güzelliğinin yorumu onda aşk olarak tezahür etse de kendi sureti ile Ekho’nun sesi arasında yanlış bir seçimdir Nergis’inki. Sesine cevap verene değil, bir suret olarak geri dönen, kendi görüntüsüne tutulmuştur. Garip bir aşktır bu. Çünkü aşık olduğu suretin aslı kendisinden ibarettir. Kendisinden ibaret bir bütünlükle karşılaşmak ilk bakışta aşk için yeterli sebep gibi görünse de yetmez. Büyümek ve varmak için birlikte bir üst bilinçte yansımaktır esas olan. Bu yüzden Nergis’in seçimi yanıltıcı. Bu yüzden kendisine kendisi kadar yakın olan bu suretin aslını bulma şansı yok Nergis’in. Çünkü o seven ve sevilen olarak kendisinden ibarettir. Çünkü aşk iki kişiliktir de Nergis’in aşkı bire indirgenmiştir. Çünkü aşk ikiden bire seyr ü sefer etmektir de Nergis birden ikiye gitmektedir.

Sesine ses veren? O kim? Kim? Ekho. Ekho. O. Sadece söyleneni tekrar etmekten ibaret bir yankı mı? Bir aksiseda. Seda!

Yanılgı. Ekho’yu bu kadarcık sanmak yanılgı. Nergis’in yanılgısı da burada başlıyor. Ekho’nun bütün yaptığı kendisine söyleneni tekrarlamak gibi görünse de, aslında o, aynı sözcüklerle yeni bir şey söylemektedir. Söylediği artık Nergis’in değil, kendi halidir.

Bu yüzden Ekho’nun yaptığı söylenmiş eskinin yansımasıyla sınırlı bir tekrir kesreti olarak gelmez üzerimize. Aksine, söyleneni dönüştüren, yenileyen bir eylemliliktir Ekho’nunki. Bir ihya.

Oysa su, Nergis’i tasvir etmekte, ama ona sadece bir suret iade etmektedir. “Tasvir edilen herşey bir surete kavuşur”, doğru ama sadece bir surete. Nergis’in yanılgısı suya çizilen suretin gerçekliğine inanmasındadır. “Ayna (su) cömert ama mahiyeti yok” ödünç bir cümleyle. Ya ses? Öyle mi? Ruha sesten daha fazla ne değebilir ki? Elest Bezmi’nde seven ve sevilen, ahd ile vefa arasında ses daha önce, en önce gidip geldiğinden mi? O ses hala kulaklarımızda çınladığından mı? Kulak gözden önce ve kat’iyyetle aşık olduğundan mı? Suretin üçüncü boyutu yok, üçüncü boyut sesinse ta kendisi. Bu yüzden, kendi görüntüsünü derinliksiz bir suret olmanın ötesine geçiremeyen, asıla göre bir derece azaltan, kopyanın kopyası kılan su karşısındaki teveccühünü, ancak kendi içindeki yüklemelerle iyiye yorabileceğimiz Nergis, tek başınadır. Hermafrodit bir görüntü. Kendi yağmurunda kendi kendisini ıslatıp durmaktadır. Etkendir ve edilgendir. Sevendir ve sevilendir. Bu yüzden, ne yapayım isteneyim mi isteyeyim mi, diye yazıklanmaktadır. Trajedisinin farkındadır ama yazgısının dışına çıkamaz. Sesine cevap verenin sesindeki yenilenmeyi, derinleşmeyi fark edemediği için mitolojinin tanrıları kendisine bu cezayı çektirirler böyle. Suçludur, çünkü fark etmenin bilincine sahip çıkamamış, fark etme sorumluluğunu yerine getirememiştir.

Diğer yandan, sese ses veren, üstelik sesin tarihçesine mal olduğu ismiyle basit bir ‘eko’, bir yankı olarak değil, ona yeni anlamlar yükleyerek ses veren Ekho, bütün zenginliği ve derinliğiyle Nergis’i taşıma kabiliyetindeki biricikliğe rağmen kıyamete değin süre gidecek yalnızlığına terk edilir.

Oysa Nergis’le Ekho arasındaki “hikaye”yi hangi yeni lügat şu basit tekrardan daha derinlikli ifade edebilecek?

-Beni nasıl terkettin?

-Terkettin!

Yeterli değil mi? Ben hala Ekho’dan yanayım.

Yanayım.

Hala ve daima.

Daima.

Leave a comment

Your comment