Fevkalade emniyetteyim

Nazan Bekiroğlu
Fevkalade emniyetteyim
Ellerimi fark edebilirim ansızın. Derimi, parmaklarımı, damarlarımı. Damarlarımın iç ritminde kendi evreninde akan kanımı. Kalbimi fark edebilirim sonra. Kalbim diyorsam, dakikada tam gerektiği kadar hacim ve debide kanı bedenimin her yanına pompalayan kırmızı kaslardan ibaret yumruk kadar canımı. Ne bir eksik ne bir fazla olanı. Gözlerimi görebilirim ansızın. İşittiğimi görebilirim. Yürüdüğümü. Acıktığımı, susadığımı. Açlığımı gideren ekmeği, susuzluğumu gideren suyu. Yoksul zannettiğim şu “ben”in ne kadar zengin olduğunu.

Sonra yüreğimi görebilirim. Dünyaları içine alıp da dünyalara sığmayan yüreğimi. Karun sofrasıyla doymayıp da bir buğday tanesiyle avunan yüreğimi. İçindeki siyah noktayı. Aynı yerde hu’ya müheyyayı. (Çiftsarmaşığı) “aşeka”yı. Beni hem melek hem şeytan kılanı. Arşla bir kılan beni. Beni “zübde-i alem” edeni. Beni hak ile yeksan kılan ben’i. Beni Kabe gibi tavafa, cevelana çağıran ben’i. Yüreğimdeki siyahı yüreğimdeki beyzayı.

Gecenin içinden yükselebilir ansızın karanfil buğusu.

İki minare arasına gerili mahyalardan gemiler gelip gemiler geçebilir. Bu kenti fethedebilirim, bu kente teslim olabilirim. Aynı mahyalar içime kandillerini fitilleyebilir. Gece güne değebilir. Gün geceye dökülebilir. Kim mani, görebilirim, görebilirim.

Yerler ve gökler arasına bir buğday tanesi kadar başıboş terk edilmediğimi ansızın fark edebilirim. “Yere düşen buğday tanesi tohuma dönüşüyorken”, rüzgar bile sevk ediliyor, yağmur bile başıboş yağmıyorken. “Kuşlar bile kaderle uçuyorken”. Her sonbahar bir “v” çizerek göçen kuşlar sürüsünü, ve “v”nin ucunda, en ucundaki öncüyü. Her kış ağaç gövdelerinden esirgenen suyun ağacı koruma kanununu. Ve her bahar aynı ağacın gövdesine yeniden yürüyen suyu. Hayatı yeniden. Yeniden muştuyu. Sayfın şitaya, şitanın sayfa meyilli olduğunu. Geceyi gündüzün, gündüzü gecenin bulduğunu.

“Kaybettim, hükümsüzdür” hükmünden sıyrılır hayatlar gün gelir. “Kimseye taşıyamayacağından fazlası verilmez” ne demekmiş gün gelir öğrenilir. Çözülür anlamı acı oluşun. Çözülür anlamı kainat orkestrasında kaba davul vuruşunun.

Bunca yitirmekler bir bulmak içindir, Bir’i bulmak içindir, Birr’i bulmak içindir. Gizemini kendisinde taşıyan gül ve gizemini kendisinde taşımayan gül söylesin diye kendisine söylenileni. Gülün gizemi bunun içindir. Her şey halden hale giren gül içindir. Akleden ve nakleden gül içindir. Kuşku yok her şey tekbir gül içindir. Yere dökülen gül yapraklarını toplamak bunun içindir.

Bütün meşakkatlerin üzerinden bir kırmızı kalem serüveni geçirebilirim. “Ay’ımı yerde bulabilir”, “kendimi gökyüzünden seyredebilirim”. Görülmekten vazgeçebilir, bir görenin gözüyle devlet bulabilirim. Yokluk yoktur kavrayabilir, varlığı, mücrim, mazlum ve masumun anlamında yorumlayabilirim. Cümlenin sonundaki nokta ne demektir çözebilirim. Gözlerimi gül masallarıyla yıkayabilir, lale fırtınalarından kazasız ve belasız çıkmayı öğrenebilirim. Çünkü kaza ve bela olmadığını öğrenebilirim. Çünkü her olanın “kaza” olduğunu öğrenebilirim.

Hal ile kelamı birbirinden ayırmak, sonra bir kılmak hal ile kelamı ne demekmiş anlayabilirim. Fark edebilirim geçmişin nasıl olup da yeniden kurulabileceğini, dua geçmişe nasıl yürür kabul edebilirim.

İyi kader kötü kader yok, kader var sade. Kayıp yaşam ve kar yaşam da öyle. Ama iyi yaşamak var iyi yaşamı. İyi yaşamak var kötü yaşamı. Ve her şey tersiyle kaim. Denge bıçak sırtı. Ama denge mevcut. İşte bunu bilebilirim.

Aniden görebilir, aniden hissedebilir, aniden alfabeyi çözebilirim. Aniden sökebilir, aniden okuyabilirim. Ne demektir “be”nin altındaki nokta, öğrenebilirim. Sis kalkabilir aniden dağın üzerinden. Gün gelir gözümün önünden perde çekilebilir. Denizle pencerelerim arasına aniden kar yağmaya başlayabilir ve ben ısınabilir, ısınabilirim. Gül yağıyla ovabilirim derinliğindeki laledanlığa bir sap lale daldırılmış bütün sahaf dükkanlarını. Düşlerimi yorumlamayı aniden öğrenebilirim. Neden yaratılmış bulunduğumun sebebini aniden çözebilir ve o sebebi sevebilir, o sebepte yok olabilirim. “Ene razı ente razı”. Diyebilirim, evet diyebilirim: Fevkalade emniyetteyim.

Fevkalade emniyetteyim, belki bir tek bir tek bu cümleyi yazmak için o kadar çok “emniyette değilim” yazısı yazmak gerekebilir. O kadar çok labirent ve o kadar çok uçurum gerekebilir. Göklerden gidilebileceği gibi uçurumdan da varılabilir. Değil mi ki her yerdedir.

İki hidrojen atomunun bir oksijen atomuna 72.5 tam 72.5 derecelik bir açıyla bağlandığı, hiçbir kar tanesinin bir diğerine uymadığı, seyyarelerin şeffaf küreler üzerinde birbirine değmeden harikulade bir nizam içre deveran ettikleri ülkedeyim. Fevkalade emniyetteyim.

Comments (1)

NurcanEkim 22nd, 2010 at 9:03 am

her hücremde, her zerremde hissediyorum yazdıklarınızı.. fevkalade emniyetteyim..

Leave a comment

Your comment