Mehmet Güldiken ; “Bir Öncü Kadın”, Yeni Yüzyıl , 30 kasım 1998

Bir Öncü Kadın…
Unutuluşun kucağına zirveden düşen bir Osmanlı kadın şairini hatırlama fırsatı…

Nazan Bekiroğlu’nun ‘Şair Nigâr Hanım’ı kayıtsız kalınamayacak bir çalışma

Mehmet GÜLDİKEN

Evin en kıymetli eşyası sayılan ve öyle davranılan ceviz ve hep kilitli olan bir çekmecede saklanan sayısız defter… Kimisi mavi karton kapaklı hesap defteri, kimisi Fransız malı pembe kapaklı not defteri. Hepsinin sayfalarında Osmanlı’nın öncü kadınlarından en parlaklarından biri olan Nigar Hanım’ın hayatı dökülmüş. “Bestesi şarklı, güftesi garplı” kırık bir hayat şarkısının hikâyesini içeriyor hepsi…

iletişim Yayınları’ndan çıkan “Şair Nigar Hanım” adlı kitap işte bu günlükleri esas alarak ortaya çıkarılmış ilk çalışma. Karadeniz Teknik Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde öğretim üyesi olan ve Zaman gazetesindeki köşesinde ilginç yazılarıyla dikkati çeken Nazan Bekiroğlu’nun bu çalışması, bütün özellikleriyle 19 yüzyıl sonu Osmanlı kültürü üzerine eşsiz bir kaynak.

Babasının kızı

Nigar Hanım, Batılı özellikler taşıyan Türk edebiyatının bir kadın kaleminden çıkma ilk şiir kitabı Efsus’un şairi. O şiirlerine ‘elem teraneleri’ adını vermiş. Ama hem şiirleriyle, hem de kılığı kıyafeti ve yaşam tarzıyla başka kadınlara da cesaret vermiş, geniş bir etki alanı oluşturmuş. O dönemin, Batı başkentlerinde pek çok örneği olan ‘edebi salonlar’dan birini İstanbul’da da yaratabilmiş, salonunda Batılı-Doğulu nice konuğu ağırlamış bir yüzyıl sonu entelektüeli Nigar Hanım.

1849 yılında Osmanlı’ya iltica eden Macar ihtilalcilerinden Farkaş ailesinden gelen Macar Osman Paşa’nın kızı olarak 1862’de. dünyaya gelmiş Nigar Hanım. Küçüklüğünde de, yetişkinliğinde de tam bir “Babasının kızı”ymış… Evde nargile kadar ‘gulaş’ yemeğinin yeri de bir başkaymış. Osman Paşa ömrünün sonuna kadar kızının üstüne titremiş. Kızı için bestelediği piyano parçasını Nigar Hanım çalarken o da gitarıyla eşlik edermiş. Ona Almanca ve Fransızca öğretmiş, edebiyatla tanıştırmış. Ama Nazan Bekiroğlu’nun da dikkat çektiği gibi, babasının asıl önemli etkisi Nigar Hanım’a sağladığı serbest sosyal ortamdır. Dost çevreleri de ortaktır. Sözgelimi Recaizade Mahmut Ekrem önce Paşa’nın dostu olmasına karşın Nigar Hanım’ın da arkadaşıdır. Bekiroğlu Nigar Hanım’ın babasına olan bağlılığının en güzel örneği olarak Tevfik Fikret öldüğü zaman kaleme aldığı bir yazıda Fikret’in erdemini babasının özellikleriyle över.

On üç yaşındayken 1875 yılında devrin zenginlerinden Hacı Salih Efendi’nin oğlu ihsan Bey’le evlenir Nigar Hanım. Özel hayatındaki kırgınlıklar ‘başarısızlıklara karşın Nigar Hanını ilk eseri Efsus’u bastırır. Bu yüzyıl sonu Osmanlı edebiyatı için bir bakıma dönüm noktası olmuştur. Efsus yerli yabancı çevrelerde çok sükse yapar. Ardından Niran, Aks-i Seda, Sefahat-ı Kalb, Elhan-ı Vatan gibi öteki eserleri gelir. Ancak “Bütün sosyal ve siyasal şartlar gibi edebi beğeninin de çok ve çabuk değiştiği bir dönemde yaşayan Nigar Hanım, garip bir talihle unutuluşun kucağına zirveden düşer.”

Nazan Bekiroğlu’nun kitabı, burada çok küçük bir bölümüne değinebildiğimiz önemli ve değerli bir hayatı bütün ayrıntılarıyla gözler önüne seriyor. Edebiyat meraklıları bu çalışmaya ilgisiz kalmamalı.

Aşk ve Nigar Hanım

“Nigar Hanım’ın hayatı gibi şiirinde de yoğunluğun ilk sırasında aşk teması vardır” diyor Bekiroğlu. Hatta şair mizacını “Sevdavi” diye tanımlar, “alakasız kalmaya” tahammül edemezmiş. Efsus’daki bir dizesi aşka nasıl baktığını açıkça gösteriyor: “Varlık yokluk büka ve hande fikrim bu ki hepsi aşka dair,”

“Kendi Kendime Bir Söyleniş” adının verdiği şiirinde de şöyle der: “Fıtrat değişir demek yalandır/Sevdalara gönlüm aşinadır.” “Bir Hasta-i Aşk”da ise “Yalınız öldürür etmez ihya” dediği aşkı “hunhar”lıkla suçlar.

Leave a comment

Your comment