Önsöz …

ÖNSÖZ

Nigar Hanım, üzerinde kıymetlerini çok yönlü araştıran ve açıklayan bir çalışma yapılmadığı için Türk edebiyatındaki yeri göreceli sanatçılardan biridir. Unutuluşun kucağına zirveden düşmüş olması bu hükümlerin güvenilirlik alanını iyice daraltmaktadır.

Büyük bir kısmı sağlığında ya da ölümü sıralarında yazılmış pek çok yazıya özne olan Nigar Hanım hakkındaki neşriyat, kendisini tanıyanların ölümünden sonra iyice azalır. Bu, ilk anda, onun asıl mahiyetinin eserinden ziyade yaşantısında aranması gereken sosyal gösterge bir kimlik olduğunu düşündürebilir bize. Ve doğru, 19. yüzyıl İstanbullunun geçiş ve arayış ortamında Nigar Hanım’ın hayatını oluşturan ayrıntıların özellikle sosyolojik açıdan önemli olduğu inkar olunamaz. Ama “şair Nigar” olgusunda bu ayrıntıların bir noktadan sonra ayıklanması ve arkada kalan kıymetlerin kendi alanlarında değerlendirilmesi gerekmektedir.

Nigar Hanım hakkında yapılacak kapsamlı bir araştırma sözkonusu belirlemeyi “kadın” ve “edebiyat” eksenlerine taşımayı gerektirebilir. Edebiyat alanında ne kadar belirleyici olduğu her zaman tartışılabilecek, “edebiyatın kadını erkeği olmaz” itirazına yol açabilecek “kadınlık” olgusu; sözkonusu, sosyal kıymetler olduğu zaman kolay gözardı edilemez. Ve 19. yüzyıl Türkiyelinin sosyal şartlarına yaklaşım denemeleri, varlığım ve problemlerim inkarın hiç bir mantıklı gerekçesi kalmamış dönem kadınının çözümünü zorunlu kılmaktadır.

Son yıllarda 19. yüzyıl sonu Türk kadınının sosyal ve sanatsal açıdan çözümü hususunda dikkat çekici çalışmalar yapılmaktadır. Dönemin öncü kadınları olarak akla ilk gelen isimler, kadın basını, kadın dernekleri, kadın hareketleri etrafında yapılan ve yeri geldikçe zikredilecek bu çalışmalar sevindiricidir. Ancak görüntünün netleşmesi bu çalışmalar zincirinin gecikmeden tamamlanması ile gerçekleşebilecektir.

Nigar Hanım için sözkonusu ettiğimiz ikinci belirleme “edebiyat” açısından gereklidir. Nigar Hanım 1862 doğumludur. Eserlerini 1887’den sonra vermeye başlar. Tanzimat edebiyatının bitimi ile Servet-i Fünün edebiyatının başlangıcı arasındaki süre içinde, “ara nesil” sanatçılarından biri olarak eserlerinin ve ününün asıl kısmım kurmuş vaziyettedir, ilk kez Mehmet Kaplan tarafından kullanılan ve arkadan gelen araştırmacılar tarafından da benimsenen bu terimin kapsamı henüz tam belirlenmiş değildir. Ara neslin gerçek mahiyet ve estetiğinin belirlenebilmesi; arkada Tanzimat önde Servet-i Fünün edebiyatları ile kuşatılan ve edebiyat tarihi içinde kaçınılmaz bir biçimde silikleşen bu sanatçıların müstakil monografilerinin çıkarılması ve ortak yanlarının tesbiti ile gerçekleşecektir. Nigar binti Osman tipik bir ara nesil şairidir. Sanatının çözümü ara nesil estetiğinin belirlenmesine katkıda bulunacağı gibi Servet-i Fünûn’a takaddüm eden yılların genel panoramasında da kendine ait dokuyu oluşturacaktır.

Bu çalışmaya, ara nesil sanatçıları üzerinde durulmasını hassasiyetle gerekli gören hocam Orhan Okay’ın dikkatimi çekmesiyle başladım. Önce mevcut malzemenin tesbiti ve ardından bunlara ulaşılması gerekiyordu. Nigar Hamm’ın, matbu eserleri dışında, bazı özel evrakı/eşyası küçük oğlu Salih Keramet Nigar tarafından Darüşşafaka, Aşiyan Müzesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Millî Kütüphane ve Topkapı Sarayı Müzesi’ne hediye edilmişti. Aile koleksiyonunda da daha az sayıda olmakla birlikte belge ve bilgiler mevcuttu.

Bu dağınık denebilecek manzara; en basit anlamda dahi eski yazılı süreli yayın imkanlarından hemen tümden mahrum bir taşra kentinde yaşıyor olma ve çalışma hayatinin kayıtlarıyla birleşince, en fazla bibliyografya oluşturma hususunda hissedilen zorluklar ortaya çıktı. Dar zamanlara sığdırılmış yoğun tempolu mesailerle malzeme taşıdığını bildiğim ve tahmin ettiğim bütün periyodikleri taramaya çalıştım. Bununla birlikte ulaşamadıklarım olduğu gibi, ulaştıklarımda da gözümden kaçanlar mutlaka olmuştur. Bu noktada Emel Asa tarafından yüksek lisans tezi olarak hazırlanan 1928’e Kadar Türk Kadın Mecmuaları adlı çalışma ile Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi tarafından hazırlanan İstanbul Kütüphanelerindeki Eski Harfli Türkçe Kadın Dergileri Bibliyografyasi’nın büyük ölçüde yol gösterici olduğunu şükranla belirtmeliyim. Nigar Hanım’ın gerek kendine ait, gerek hakkında kaleme alınmış yazıların yer aldığım bilmekle birlikte, yurt dışı yayınları tarama şansım ise hiç yoktu. Bu husus, dönemin kadın yazarlarının tamamını içine alabilecek mukayeseli bir çalışma alanı olarak müstakbel araştırmacıyı beklemektedir.

Çalışma; önsöz, giriş, sonsöz ve kaynakça dışında iki ana bölümden oluşmaktadır. Bunların ilki, eldeki bütün verilerin kullanımına çalışan detaylı bir biyografyadan ibarettir, ikinci bölümde ise, yeri geldikçe yine Nigar Hanım’ın yaşamı, dönemi ve diğer sanatçılarla ilintilerini de içeren edebî kimlik öne çıkarılmış, esere yönelik biçim ve dil incelemeleri yalın tutulmuş, hele biçim ve dil ile ilgili hükümlere esas olan ayrıntılı dökümlere yer vermeye gerek görülmemiştir, ilk bölüm hazırlanırken Nigar Hanım’ın Aşiyan Müzesi’nde mahfuz günlükleri ana eksen olarak alınmıştır. Daha evvel oğulları tarafından çok cüz’î bir kısmı Hayatımın Hikayesi adıyla yayımlanan bu günlüğün tamamı yayımlanmadığı gibi, hiçbir çalışmaya zemin de oluşturmamıştır.

Bu çalışma esnasında çok kişiden yardım ve destek gördüm. Hocam Orhan Okay’ın her anlamda yol göstericiliği ile baskı hususunda yardımlarını esirgemeyen İsmail Kara arasında uzun bir liste belki. Gönül dostlarım Belkıs ve Fatma.

Mesai arkadaşlarım; Mevhibe, Ali ve Kemal; Ahmet Hilmi Bey ve Enver Bey.

Benden ellerindeki bilgi ve belgeleri esirgemeyen, kimi eski dost, kimi yüzünü bile görmeden iletişim kurduğum akademisyenler; Hayriye Kabadayı, Şefika Kurnaz, Celile Öktem, N. Hikmet Polat, Alaaddin Karaca, Ali ihsan Kolcu, Erdoğan Erbay, Mustafa Parlak.

Arşivinden ve sohbetinden yararlanma imkanı tanıyan Taha Toros. Yazışma yoluyla olsun kimi problemlerime çözüm getiren Macar Türkologlar Imre Baski, Maria Ivanics.

Sonra, Nigar Hamm’ın kendi ailesi: Selma Onat, Nigar Alemdar.

Aşiyan Müzesi görevlileri.

Mutlaka unutmuş olabileceğim diğer isimler. Hepsine teşekkür borçluyum.

NAZAN BEKÎROGLU Trabzon

Şair Nigar hanım, İletişim yayınları, İstanbul, 1998, s.13 – 16

Comments (1)

leylaOcak 11th, 2013 at 6:58 pm

AŞİYAN’I İLK GÖRDÜĞÜMDE HİSSETTİĞİM ŞEYLERİ NE BAŞKA BİRİNE ANLATABİLECEĞİMİ NE DE ANLATTIĞIMDA AYNI BÜYÜYÜ HİSSEDEBİLECEĞİMİZİ DÜŞÜNEMEDİM..TEVFİK FİKRET’İN EVİNE ÇIKAN TAŞ BASAMKLARDA SONBAHAR YAPRAKLARI VE USUL USUL YAĞAN YAĞMUR VARDI..AHMET HAŞİM’İN DİZELERİ BİR DE..AĞIR AĞIR ÇIKTIM BEN DE BASAMAKLARDAN..YAZINIZ İÇİN DERİNLİĞİNİZ İÇİN TEŞEKKÜR ETMEK İSTEDİM…HOŞÇAKALIN

Leave a comment

Your comment