Alti cizilmis satirlar

Nazan Bekiroglu
Alti cizilmis satirlar
Cemil Meric, “sanat aska benzer” diyor, “ikisi de kandirmaz susatir.” Oyle diyorsa oyledir; ama bir buyuk farki gozden kacirmamali: Ask bencildir, kiskanc; sanat digerkam. Ask ozeldir, paylasilmak istenmez sevgili. Sanat, o paylasilmak istenir. Iyi muzigin, iyi resmin karakteristigidir yanindakini durtmek: Bak ne guzel! Elimizde bir kitap, onu okutacak baskalarini arariz. Begendigimiz filmi baskalari da gorsun ve sevsin isteriz.

Onun icin cizip dururuz altini okudugumuz satirlarin, bizden sonra okuyacaklara bir seslenis: Bak senin icin cizdim altini su satirlarin. Bak!

Ancak bu cizis, farkli bir yolculugun da baslangicidir ayni zamanda. Cunku alti cizilmis her satir boylece kendi butunlugunden cikmis ve bir daha geri donse de farkli bir yukle yuklenmistir artik. Kendi ruhumuza dair yeni bir okuma, dahasi yeni bir yazma. Alin iste, ben bu satirlarin altini cizdim. Yani boyle okudum bu kitabi. Farkli bir butunluk, yeni bir yolculuk. Cunku bu kitabi okudugum su siralarda ben boyleyim. Boyle bakiyorum dunyaya. Ve kendi kendimin izini suruyorum sizin satirlarinizda. Ama ayni kitabi bir dahaki okumamda ayni satirlarin altini cizecegimi hic garantileyemem. Demek ayni kisi tarafindan farkli zamanlarda okunan ayni bir kitap, okuyan eger farkli iki kisiyse, farkli iki kitaba donusebiliyor. Guzel.

Bunu bir kere fark edince herhalde artik yazar, kendisine satir altlari bizzat tarafindan cizilmis bir nusha ayirdiktan sonra kitaplarini dagitima vermelidir. Ve sonra kendi alti cizili satirlariyla hosca bir uyum icinde olan okuyucu nushasini aramaya cikabilir. Buldunuz mu? Uyusuyor mu? Iste okuyucunuz, ondan asla vazgecmeyin. Sinderella’nin camdan pabucu, birisinin ayagina uyacaktir nasil olsa. Ya da zavalli kiz, ocagin kulleri karsisinda. Ayagina uyacak bir cam pabuc? Kapi mutlaka calinacaktir, mutlaka. Masal boyle.

Masali bos verin; Tarkovski Muhurlenmis Zaman’in Giris’inde “Bir kez olsun ayni seyleri hissetmeyi basarabilen iki insan birbirini hep anlayacaktir.” diyor, “Bunlardan biri buzul, digeri ise isterse atom caginda yasamis olsun.” Abartili mi? Kitaplarin satir altlarini cizmekle esanlamli az daha abartmayla.

Verin kitaplarinizi sevdiklerinize, arkadaslariniza, dostlariniza (satir altlari cizili nusha sizde kalsin.) Baslasin satirlarin altini cizmeye. Sonra karsilastirin sizdekiyle. Eger alti cizili satirlarinizin en az dortte dordu birbirini tutmuyorsa terk edin onu. Ya da izin verin o sizi terk etsin.

Birakin sevdiklerinizi, dostlarinizi bir yana, kendinizi saglayin zamanin tezgahinda. Siz. Bakalim o siz misiniz? Alin elinize bir yil evvel okudugunuz kitabi. Baslayin yeniden cizerek okumaya. Bitirdiginizde eger satir altlari cift cizgiyle cizilmis oluyorsa siz o bir yil onceki sizsiniz demektir. Yok eger tek cizgiler uzaniyorsa satir altlarinda, siz o bir yil evvelki siz degilsiniz. Peki bunun yorumunu kim nasil yapsin? Arada cesitli yuzdelerle ifade olunabilecek bir yigin ihtimal vasati, bakin soyle:

Ayni kitabi yeniden okuma, tek cizgili satir altlarini cift cizgili satir altlarina donusturmekten ibaret bir okuma anlamina geliyorsa, a- Hep ayni kaldiniz, b- Cogalamadiniz hic, buyuyemediniz, c- Yenileyemediniz kendinizi, c- Kendinize bir sey ekleyemediniz, d- Tebrikler, kendinize sadiksiniz, e/f- Hepsi / Hicbiri.

Ama ayni kitabi yeni okuma, tek cizgiyle cizilmis satir altlari armagan ediyorsa size, yani o okuma bu okumayi tutmuyorsa: a- Degistiniz, b- Ihanet ettiniz kendinize, c- Eksildiniz, tukendiniz, c- Terk edin kendinizi, d- Tebrikler, yenilenmissiniz, e/f-Hepsi/Hicbiri. Neyse! Artik bunlarin hesabini herkes kendisi cikarsin. Kayip ve kazanca karar verecek olan sizsiniz.

Lakin korkarim yazar nushasi, o, hicbirine uymayacak. Farkli vurguda nushalar uretilecek biteviye. Cocteau diyor; halk bir sairi onu ancak yanlis anladigi icin sever. Iyi iste. Zaten siir de, roman da, hikaye de, okuyucuda daha evvelden mevcut yasantilarin yeniden yasanilir kilinabilmesi degil mi? Kisi romani ancak kendi tecrubesine gore okumuyor mu (John Gross). Ulkeler de kitaplara benzemiyor mu, kitaplara ve insanlara; onlarda da aradigimizi bulmuyor muyuz sadece (Cemil Meric). Neticede okuyucu sadece kendi bildigini okumuyor mu? Yazar ne yazar!

Kuskusuz satir altlarini cizerek okuma bir yazara yapilacak en buyuk haksizlik. Onun cizdigi guzergahin disinda bir yolculuk. Isaret ettiginin disinda bir fark edis. Bir yanlis anlama dahasi. Ama ayni zamanda bir yazara verilebilecek en buyuk armagan da satir altlarini cizerek okuma. Eco diyor ya; bir yazari mutlu edebilecek sey, metninde kendi dusunduklerinin fark edilerek okunmasidir; bundan daha fazla mutlu edebilecek sey ise, yazdiklarinda kendi dusunmedigi ama okuyucu tarafindan onerilen seylerin varligini fark etmesidir diye. Kim kendi hikayesinden ayni sozcuklerle farkli ve yeni bir hikaye cikarilmasina itiraz edebilir ki?

Sahi siz ne yapiyorsunuz su altini cizdiginiz satirlari? Kabul buyrun lutfen, ben bugunluk sizle paylasacagim:

“Kalk gidelim seninle su bahar ikindisi, kalk gidelim gecip bu kenti boydan boya, bak konusalim seninle, her seyden, yasama sevinci bu, bak…”, M. Duras, Yesil Gozler.

Iletisim icin: P.K. 26 Akcaabat/Trabzon

Leave a comment

Your comment