Mukavele

Nazan Bekiroglu
Mukavele
Hic kusku yok ki, ezelde bir mulakiyette, yazarla yazinin iliskilerini sonsuza dek belirleyen bir anlasma yapilmistir. Yazi mi hayat mi, diye sorulmustur yazarlara. Ikisi de olmaz mi, demistir once, iclerinden biri, masumane. Hem hayat, hem yazi olmayacagini henuz bilmemektedir. Ikisi de olmaz, demislerdir sertlikle. Ikisinin arasinda bir yer yok mu, diye yinelemistir bu kez, aciyla ve giderek zayiflayan bir umitle. Yok, demislerdir daha bir sertlikle. Oyleyse yazi, diye cevaplamistir o iclerindeki biri, alabildigine yureklilikle. Butun yazarlarin cevabi olmustur verdigi cevap.

Ve onlara bir yigin kelime verilmistir: Alin kelimelerinizi. Sonra, verin karsiliginda hayatlarinizi, diye ilave edilmistir. Ve onlar, hic kusku yok ki ezelde bir mulakiyette, bedeli yasam olan yaziya sahip olabilmek icin boyle bir mukavele altina imza atmislardir, yureklilikle.

Bir mukavele. En bastan. Taraflar. Getiri. Goturu.

Kar hanesi. Zarar hanesi. Elde kalan. Sure. Tarih. Isim ve imza.

Mukavele tamam.

Ama nasil olur? Ama boyle cilgin bir mukavele altina nasil imza atilir? Bu yazarlar cilginlar midir?

Boyle baslar hikaye. Onlar yaziyi secmislerdir bir kere. Yasamadikca yazarlar, yazdikca yasamazlar, dahasi yasarlarsa yazamazlar. Boyle bir hikaye.

Yazmak icin, yasamak; yasama yurekliligine kavusmak icinse yazmamak sart olan. Yasanmayanin acisindan iltica edilen en emin yer oldukca yazi; yasamak adina en buyuk tehdidi olusturacak. Yazi, yasama yurekliligini torpuler hayal ulkelerinin sefkatiyle. Kandirir, her iki anlamda kandirir ve unutturur. Cunku verdigi doyum ve yurek carpintisi, verdigi tamamlanma duygusu, yasanmamis olanin acisi dahil her seyi unutturacak guctedir. Ezelde yapilan mukavele.

Iste tam da bu yuzden, “yazabilenler”, yasamak adina bas kaldirma gucunu kendilerinde hic bulamayacaklar. Cunku bir kez olsun yazinin tadini alarak sonsuzlugun kapisini aralamis olan, kurban isteyen yazi mabedinin onundeki mermer sunaga once kendi kanini akitmaktan hic imtina etmeyecek. Asil dusman bambaska bir yerde hasili. Zirhi ve mizragi da yok. Soyut ve akiskan. Islak ve kaygan. Kimliksiz ve onursuz dahasi. Baskaldirici ve kiskirtici. Ama kendi goklerinin buyulu kusu. Alabildigine alimli ve cazibeli. Ustelik kendi seytaniyla muasakada, ve buyuculer yaratmakta da mahir: Yazi. Sadece bu.

Sayet yazar, bir kez olsun, bir kez olsun gercek anlamda yazabildiyse, yazinin esiri olmaktan hic kurtulamayacak. Inanilmaz bir inkiyad. Mephicto? Ona ne isterse verecek ve yazi her defasinda daha fazlasini isteyecek. Her defasinda bedel yukselten bir acik artirmaci. Bir tefeci.

Sevdigi kizi baloya goturebilmek icin kis gunu kirmizi bir gul goncasi arayaduran sair delikanlinin oykusunde, kendisini feda eden dost bulbulun kanini icen gul gibi. Biliyor olmalisiniz oykuyu. Bir tek kirmizi gul goncasi icin, bir tek. Bulbul gulden o goncayi isteyince, gul de, bulbulden kanini ister karsiliginda. Ve seslenir: Yuregini dikenime daya. Kanin gelmiyor. Daha siki yaslan dikenime. Kanini ver ki kirmizi bir gonca verebileyim sana. Aynen boyle.

Yazar bu oykudeki bulbuldur iste. Yazi? Ona da gulun rolu kaliyor. Acimasiz ve sonsuz isteyici. Hayat ister. Gozyasi ister. Kan ister. Ter ister. Bedeli agirdir ve o bir hayli kabadayidir.

Onun icin, yazanlar, yasamakla yazmayi kiyaslarlar biteviye. Ve hepsi yazi cephesinin magrur kahramanlaridir. Var oldugundan endise duyan yaziya kosar. Yasamak isteyen yaziya kosar. Olmek isteyen yaziya, kaybolmak isteyen yaziya, kaybolmamak isteyen yaziya. Kosar. Yazi her seyden daha zengin ve daha tehlikelidir. Hayattan bile (ustelik yazi, “Hayat her seyden daha zengindir.” diyebilmis bir yazari fikrinden caydiracak kadar da munis bicimde tehlikelidir).

“Yasamayi bileydim yazar miydim hic siir?” (Ismet Ozel, Erbain) derken sair, bizatihi, bu mukaveleye mi isaret etmektedir?

Ya da Sairin Kuskusu, Sezai Karakoc’ta:

Sairler yasayamadiklarini yazarlar

Ama o yazilacak olani yasarlarsa susarlar

Susmasinlar. Yazsinlar. Olsun, yasamasinlar. Cunku yazan, yavrusunu ancak kendi kaniyla besleyebildigini bilen bir pelikandir. Ya da sadece ateste yasayan efsanevi semender. Yanmaya yazgili. Canini yakan sey varliginin nedeni. Biraz azalsa ates, yok olup gidecek. Buyulu ve mavi bir tuy bile kalmayacak geriye.

Yine de onlar, bazen soyle soylemek isterler: Alin kelimelerinizi verin yasamlarimizi. Isterler ya, artik is isten coktan gecmistir, bir turlu yitik yasamlarini toplayip da ucurum kenarlarindan, kelimelerini firlatamazlar urkutucu bosluga. Ya da gercekten istemezler bunu, hic istemezler. Kelimeleriyle mutludurlar. Mazur mudurlar?

Leave a comment

Your comment