“Omsk” denemesi

Nazan Bekiroglu
“Omsk” denemesi
Irtis Irmagi’nin yakinlarinda bir yerde, Omsk Cezaevi’nde, bes yillik mahkumiyeti boyunca Dostoyevski, duvarlardan birine adini kazdi mi bilinmez. Ama butun o bir kabusa benzeyen, Dante’nin cehennemi yasantilari bir kitapla olumsuz kildi. Kusku yok ki yazmazsa deli olacakti: Oluler Evinden Hatiralar.

Dostoyevski siyasi bir tutukluydu: Petrasevski dosyasi. Sucu “gevezelik” etmekten ve unlu Gogol mektubunu okumaktan ibaret. 22 arkadasiyla birlikte idama mahkum edildi. 22 Aralik 1849 sabahi infaz sahnesi hazirlandi. Aslinda idamdan affedilmislerdi; ama sahne acimasizca sonuna kadar oynandi. Mahkumlar direklere baglandi. O, idam icin altinci siradaydi. Son anda bir beyaz mendil. Car’in af emri. Cezasi Sibirya’da kurege cevrilmisti. Bundan sonra hep yasamla olum arasinda bir urperis olarak kaldi Dostoyevski.

Dostoyevski Omsk’ta besinci yil affa ugradi. Bununla birlikte Petersburg’a donebilecegi 1859’a kadar yine oralarda oturmaya memur edildi. Bir koy evinde kotu bir mumun isiginda Oluler Evinden Hatiralar’in notlarini duzenlemeye koyuldu. O notlar ki hicbir sey yazmasinin mumkun olmadigi cehennemin hastahanesinde hekim muavininin yardimiyla korunabilmisti. Ve Dostoyevski “yazmaktan men edilirsem olurum” diyordu.

Omsk’ta kaldigi sure icinde bir an, bir an bile olsun yalniz kalamadi. Ama onca kalabaliklar icinde inanilmayacak kadar da yalnizdi. Bu yuzden kendi icinde bitmek tukenmek bilmeyen yolculuklara cikip durdu. Gorunurde kaybi buyuktu. Ayak bileklerinde pranga izleri omrunun sonuna kadar hic gecmedi. Cenazesinin ardi sira bu prangalarin tasinmasi dusunuldu hatta. Ama kazanci daha buyuktu. Sibirya, hayatinin miladini olusturdu. Ve Sibirya oncesi ilk romani Insanciklar’in butun guzelligine ragmen o, kendisini asil buldugumuz romanlarini miladindan sonra yazdi.

Omsk yillari boyunca okumasi ve uzerinde dusunmesi mumkun olan tek kitap vardi: Incil. Bu yuzden bir yaniyla Incil’di Dosto, daima; bir yaniyla da herhangi bir cani. Bir yaniyla saf ve masum ve onca guzel Ali ya da Nuraga, bir yaniyla siradan bir hirsiz. Yani toplam insan, insanciklar, melegi ve seytaniyla. Ve bundan sonraki hayatini Rus halkinin mutlulugu icin calismakla gecirdi. Silahi? Kucumsenir gibi degildi: Kalemi. Ustelik yaninda artik onu omur boyu birakmayacak bir hatira daha vardi: Sarasi. Dostoyevski artik sarasi ve Sibirya’ydi.

Dostoyevski baba itibariyle soyluydu. Kader onu Omsk’a dusurdugunde, biraz da kendileri icin bu surgune ugradigi butun o soylu olmayan, halktan mahkumlar ona bir turlu isinamadilar. Fakat o, hepsini kardes bildi.

Hepsini suclarinin ne oldugunu merak bile etmeden es zamanli bir sevgiyle kucakladi. Cunku kimsenin yaradilistan kotu olabilecegine inanmiyordu. Onlara yaklastikca var oldu. Onlara dokundukca arindi. Onlar tarafindan dislandikca aci cekti. Oysa bir baska ulkede cok farkli bir suctan hukum giyerek, yoksullarla, halktan insanlarla ayni hapishaneye dusen Oscar Wilde, bu yakasinda zambak tasiyan cok cekici Irlandali, onlara degdikce azaldi, kirlendigini hissetti/zannetti. Bu yuzden iste Zweig’in unutulmaz yorumuyla, hapishaneden ciktiginda Wilde tukenmis bir adamdi. Dosto ise yeniden dogmus.

Bu yazi “deneme” basligini tasiyor. Cunku oluler evinde kalmayanin oluler evi hakkinda butun yazabilecegi bir deneme olmaktan ileri gidemez, muellifi bunu biliyor. Ustelik bu anilarin bir bolumu yuksek bir toprak taracada kekik kokan ruzgarlar arasinda, yagmur cagiran bir denizin griligine -ara sira- bakarak okuyor. Daha kotusu bu yazinin bir bolumunu de benzer bir yerde yaziyor. Haksizlik. Dostoyevski’ye, Omsk mahkumlarina ve digerlerine. Ama “Hayat her yerdedir. Etrafimizdaki dunyada degil bizim icimizdedir”. Dosto, kendisi boyle demiyor mu? Dogru olmasi gerek. Mahkumlar vardir. Bir pranga sakirtilari eksiktir, bir de yaka numaralari. Sabah aksam sayilmazlar da. Onlari herkes ozgur zanneder. Aramizda dolasip dururlar. Ama hayati coktan yitirmislerdir. Coktandir ucurumdadirlar. Daha kotusu ucurumdurlar.

Surgun, her zaman surgunde olanin payi degildir kisacasi. Ya onlar, onlara kimin sefkati dokunacak?

Dostoyevski Omsk’tan ciktiginda tam 33 yasindaydi. Ve onunde hayat uzaniyordu. Oluler Evinde Hatiralar’i okuyup bitirdiginde Car’in gozlerinde iki damla yas oldugu soylenir. Peki ya bana ne oluyor? Mahkumlarin uykusuna iniltiler ve pranga sakirtilari karisir, haykirir ve aglarlar uykularinda, Omsk’ta gulun ne rengi ne sesi vardir. Sevmek? Anlamanin netice cekimi. Artik anliyorum neden bunca yil aradan sonra ve bunca mesafeye ragmen. Bir kis ogleden sonrasi saat tam ucte, yesil ve buzlanmis bir camdan iceri suzulen isik huzmesi bedeninde oynasirken, ayaklarindaki prangalardan baska bir sey tasimadan uzerinde, olen verimli Mihaylov icin neden bunca agladigimi. Yagmur cagiran bir denize bakan ot kokulu bir taracadan da olsa. Koyun adini.

Deniz kuzuladi. Iki damla gozyasi. Yagmur basladi.

…………………………..

Iletisim icin: F.Egitim Fak. 61335 Sogutlu / Trabzon

Leave a comment

Your comment