Sakli Kent: Ani

Nazan Bekiroglu
Sakli Kent: Ani
Efsane guzeldir, butun efsaneler gibi: Bir irmagin ayirdigi iki ulke varmis. Birinin tuccarlari diger ulkeye gelir giderlermis. Onlar iyi tuccarlarmis, durust tuccarlarmis. Ulkenin basinda da iyi ve durust yoneticiler varmis. Iyi anlasirlar, kimsenin hakki kimsede kalmazmis. Ama bir gun hukumdar olmus, yerine baskasi gecmis. Tuccarlar gelip de hukumdari degismis gorunce, bakmislar ki adet usul de degismis. Yetimin hakki yeniyor, masumun mali gaspediliyormus. Yargiclarin vicdanlari alinip satiliyormus pazarlarda. Adalet de kalmamismis mulk de, kisacasi. Kaybettikleri mala akceye degil de, taslasmis bu yureklere vahlanan tuccarlar “tas kesilesiniz” diye beddua etmisler. Ve aniden koca kent tas kesilmis. O gunden sonra su isimle anilir olmus: Ani.

O gun bugundur mabetleri tas, kervansaraylari tas, yurekleri tas, sakli bir kent imis Ani. Ve o gun bugundur yerlisi degilse de mutlaka yolcusu vardir.

Yolu Ani’den gecenin akli geride degildir ilk kez. Ilk kez bu bulutlarin altinda bu toprakta ve onun koynunda yatmak dusuncesinden urkmez. Bu hayalet kenti demek ki sever. Sevgi urkmemek degil midir zaten kayitsiz bir devrediliste?

Karsi yamactan ses verir bir baska dunyanin genc ve gurbuz cocugu. Kendi dilince selam soyler. Sinirlar ve zamanlar kalkar aradan. Sesi geri doner kendine. Demek bizim sesimiz de yitmez gitmez. Bir baska bilincte yer aldiktan sonra geri doner kendimize. Iki yaka arasindan bir irmak kivrala kivrala akar.

Yolu Ani’ye dusen denize anlattigindan fazlasini irmaga anlatamaz; ama bu anlatamayis onu deniz nezdinde mazur kilmaz. Cunku anlatmak ister de lal kesilir anlatamaz. Ihanet gerceklesmistir hasili, gerceklesmemisse bile. Zira ki ilk kez kotu ruyalarini denize degil de irmaga anlatmistir: “Ey su. Dun gece cok kotu bir dus gordum. Ben tasiyamam, sen tasirsin. Al senin olsun ruyami.” Once ruh deger irmaga sonra kelimeler: Irmak soylesene, kaybolmamak icin tutulacak en emin yol neden getirip de kayiplarin en ortasina birakiyor daima? Ve soylesene bir burgu senin de icini oyuyor mu?

Su kotu ruyayi alir goturur mu bilinmez ama yolu Ani’ye dusen icin irmak en unutulmayacak olandir. Anadolu’da insa edilmis ilk caminin pencerelerine yaklasin ve bir kez olsun vadiye bakin. “Su yesili” ne demektir, anlami karsiligini bulsun.

Ani bir darbe, bir ezeli karsilama. Ipek Yolu iki kitayi birbirine baglar da coktan yikiktir tas koprusu. Yine de ses verir deve kervanlarindan cingirak sesleri. Bir baharat kokusu, duyulur duyulmaz arasi. Oyle mahzun oyle ice dokunucu. Sus, ne olur sus.

Kivrila kivrila giden irmak anlatsin. Sesi, bu dunyada duyulan butun seslerden daha guzeldir. Cunku sesi, butunun sesinden kopagelmektedir. Ama yitik cicegi, yanindan gecerim, taniyamam. Irmak soyler, anlayamam. Epeyce yaklasirim, duyamam. “Parca butune kavusmaz ki hasret dinsin.”(*) Irmak soyler, sonra gecer ve gider. Belki o, benden de dertlidir. Sadece parcanin butune degil, butunun de parcaya hasreti vardir zahir.

Insanin, eserlerini yapip da biraktigi bu yerde, asli kim bilir hangi muzede, surada bronz sac igneleri, burada ejderha ve yilan basli altin bilezik. Ne kadar sasirtici geliyor. Ne kadar sasirtici geliyor ruhunu coktan yitirmis bir bedenin kullerini muhafaza eden toprak vazo ve gozyasi siseleri. Timur ve deprem yikintilari arasinda zahire kupu, metal matara. Akik gerdanlik, tas kolyeler, kandiller.

Ama neden sasirtici gelsinler ki? Iste aynen bizim gibi, yasamislar ve olmusler neticede. Butun bunlardan sonra yabanci bir seyyah gibi mi dolasilip cikilir yuksek duvarlarin arkasindaki olu kentin kapisindan? Aniden bir dilenci yaklasir, nereden cikmistir? “Dusenin dostu Allah’tir”, aynen boyle soyler. Cumlesinin derinligi sasirtir, gozlerinin derinligi sasirtir, yuzundeki cizgiler konusmaktadir. Verebilecek hicbir seyi kalmamis olanlar tebessum etsinler, onunla yetinebilir. Hatta en cok onunla yetinebilir. Degil mi ki dusenin dostu Allah’tir.

* “Parca butune kavusacak ki hasret dinsin”, Cemil Meric Gecen hafta bu sutunda yayimlanan yazi faks esnasinda meydana gelen bir aksaminin fark edilemeyisi yuzunden ikinci sahifesi eksik olarak yayimlanmistir. Ancak sutun hacmini asmamak icin eksik metnin bu hafta yayimlanmasi mumkun olmuyor.

Leave a comment

Your comment