Yerleşik beğeni

Nazan Bekiroglu
Yerlesik begeni
Mesel meshurdur; Picasso’nun, kubist bir bakis acisiyla gercegi adamakilli deforme ederek yaptigi bir kadin portresine bakan izleyici “ustad” diyor, ” bu kadinin bacagi biraz kisa degil mi?” Picasso cevap veriyor, “yaniliyorsunuz, o kadin degil, resim.”

Ressamin temsil ettigi avant-garde (oncu) anlayis, yerlesik begeniyi temsil eden izleyici tarafindan yadirganiyor.

Ressam ve yazar Malik Aksel, avant-garde tavrin yerlesik begeni nezdinde maruz kaldigi tepkiye isaret ederken Mona Lisa ornegini kullanir. Yerlesik begeninin resim olceginde asirlara yayilmis guclu ornegi Mona Lisa’dir cunku. Isaret ettigi gercekle barisik, temsil ettigi objeyi en kestirme ve gercekci bicimde ifadeye muktedir bu tavir resimde “Mona Lisa’nin tebessumu” ile ifadesini bulmaktadir. Ve vasat resim izleyicisine gore Mona Lisa gibi gulumsetebilmek, ressamligin yeterlilik olcusudur. Oyle ki Malik Aksel, kim bilir yaptigi “garip” resimlere yoneltilen elestirilerden ne kadar cani yanmis olacak, “hay gulmez olaydi” diyor, “o manali” gulen kadin.

Bu bakimdan yerlesik begeniyi ifade eden nisanlar ve oduller avant-grade sanatcilar icin daima kacilasi seromonilerdir.

Gosterime girdigi siralarda sadece senaryo dalinda Oscar adayi olabilmisti Yurttas Kane. Oscar, yani akademi odulu. Yani yerlesik begeninin tescili. Oysa Yurttas Kane, simdilerde gelmis gecmis filmlerin en iyilerinden biri sayiliyor.

Van Gogh’un, sagliginda, tek tablosunu Belcikali ressam Anna Boch satin almisti. Ve hakkinda yazilan makale sayisi tekti. Bugun resim tarihi gibi piyasasi da Van gogh’un arkasindan kosuyor.

Claude Monet’nin unlu “Empresyon-Gun Dogumu” adli tablosunun yer aldigi sergi arkasindan, bu tablonun isminden hareketle Empresyonistler (Izlenimciler) olarak adlandirilan grup, yerlesik disiplinlerle bagdasamamakla itham edildi. Cok mutlu olduklarini tahmin edebiliriz. Zira besledikleri gaye zaten mevcut anlayisin disinda kalmakti, onunde gitmek.

Fakat bir sure sonra Empresyonizm de (digerleri gib) yerlesik begeni arasinda kendisine tahsis edilen masaya oturuverdi. Istemese de. Cunku uzerinden zaman gecmisti ve arkasindan gelen yeni anlayislar karsisinda “eski” sifatini bir kader gibi giyinivermisti.

Leave a comment

Your comment