Yol arkadaşım asaklar sararmaktadır

Nazan Bekiroglu
Yol arkadasim asaklar sararmaktadir.
Karanliga gomulur hoyukler.

Ellerinde fenerleriyle seyahat eder ayaklari ters cuceler.

Yedi kat yerin altina, derin kuyulara inersiniz.

Olu bir kentin uzerinden gecersiniz gunlerce. Bir fincan kahvenin sicakliginda kirk yil alacakli. Bugday basaklari, arpa saplari. Magaralar. Baska dunyanin kapilari.

Bir istasyondan baslar yolculuk. Bir baska istasyonda biter elbette. Ve iki istasyon arasinda eger siz, yolculuk basladigi andaki sizden baska bir sey degilseniz, beyhude yollara dokulmussunuz demektir. Dallarin, agaclarin golgesi duser kapiniza. Kirkinci odayi ararsiniz. Bir esikten oteye gecmeyi umarsiniz.

Aksamlar kistirirken, Roma zulmunden kacan ilk Hiristiyanlarla birlikte, atesboceginden kandilleriniz ellerinizde, asirlar sonra uyanilacak ruyalara dalarsiniz yeralti sehirlerinde.

Bir magaranin kapisinda durursunuz sonra. Golgeniz orada, duvara vurmaktadir. Dokunursunuz kendi govdenize kendi ellerinizle. Hangisi sizsiniz, duvardaki mi, yoksa dokunabildiginiz mi? Bir turlu ayiramazsiniz. Ikisinin de siz olabilecegini hesaba katmazsiniz.

Ve bir sabah 4000 yillik arslanli kapidan giriverirsiniz surlarin icerisine. Zamanin buudu degisir birden. Ansizin esikten oteye gecersiniz. Misirli kolelerin actigi tunelin kilit taslari basinizin uzerinde, yerli yerinde durmakta. Yazili kayalarin on iki tanrisini sayarsiniz. Vakit ogle vaktidir. Demek hiyeroglifler her zamankinden daha iyi secilmektedir.

Teninizde Hitit gunesi, beyaz cicegi fark edersiniz. Bir gul acar, yediveren. Yildizlar orada 4000 yildir ayni yorunge uzre mi deveran etmektedirler? 4000 yildir arslanli kapinin arslanlari gozlerinden mavi isiklar sacarak Babil’in akincilarini mi urkutmektedirler?

Ve ansizin onu fark edersiniz.

Aniden beliriverir yani basinizda. Aniden. Hayret bile edemezsiniz.

Bir yol arkadasiniz vardir artik.

Nereden cikmistir boyle? Esmer ve kisa boyludur, kivircik saclari basliginin altindan omuzlarina dokulmektedir. Tek kulaginda kupe tasir, savasci bir kavmin mensubudur. Yol arkadasligi etmek icin siz mi onu cagirmissinizdir, o mu sizi secmistir bilinmez; ama iste tam yani basinizdadir. Henuz kimselere soyleyemezsiniz. Degil mi ki bir gorunup bir kaybolmaktadir ve sizden baskasi onu gormemektedir. Ve degil mi ki henuz gercekliginden siz bile emin degilsinizdir. Ama surekli sizi cagirmaktadir. Usulca gulumsemekte, ustelik isminizi fisildamaktadir. Ismi? Anetta olabilir, Labarna? Bir Hitit prensi midir, bilinmeyen kentin yontucusu mu?

Dokunmaz size. Ama hep gorunur, hep gulumser. Isminizi telaffuz eder.

Sirr’a yaklasirsiniz.

Dokunursunuz dahasi sirr’a bir an.

Yol arkadasinizla hep ayni yere bakiyor olursunuz. Ya sizin isaret ettiginiz noktaya o bakiyordur, ya sizin bakmakta oldugunuz noktayi o isaret ediyordur. Ama birden fark edersiniz ki ya siz bakmakta gec kaliyor olmaktasiniz, ya o isaret etmekte cabuk. Gelmez, gidemezsiniz. Siz ona gecsiniz, o size erken.

Bir tepenin uzerinden durup bakarsiniz ovaya. Hicbir esigi gecememissinizdir oteye. Gunes gecer sizi beriye oysa. Bulut gecer. Ruzg-ar gecer. Dag ikiye boler.

Cennetiniz yarim kalir. Gece. Sirtustu uzanirsiniz topraga. Yildizlar. Bir Sumer rahibi kadar yakinsiniz burclarin evlerine. “Hep ayni” degildirler. Giderek merkezinden uzaklasan bir yorungede ve sayisiz ayrintinin avutuculugunda. Her gecen an biraz daha az avundurarak, bir daha sonsuza kadar gorunmez mi olmusturlar?

Yolun sonudur da daha yolculuk bitmis degildir. Ruyalariniz ters cikar. Ruyalariniz ters cikti diye ruyalariniza guvenmekten mi vazgecersiniz? Yoksa tabirciye mi?

Bir turlu gerceklesmez mustu. Cildirmak isten degildir. Koyuverirsiniz aklinizin butun kusatimlarini. Cildirirsiniz.

Boyle bitmez bu hikaye, arkasi vardir.

Yapabileceginiz tek seyi yapar, oturur, sizli bizli bir yaziya daha baslarsiniz.

Iletisim icin: KTU Egitim Fakultesi (61335)

Sogutlu / Trabzon

Leave a comment

Your comment