Bir bahar yazısı

Nazan Bekiroglu
Bir bahar yazisi
Sis cekilir, gorunur vadi. Su ve isiktan yaratilmis koridor.

Yer: Simdilik burasi. Ama sonra da degismeyecektir.

Kucuk bir fark edisle baslar her sey. Her sey gibi neticede bahar da bir andir. Bunlar o yagmurlardir.

Felsefe okumalarinin sahife aralarina bir dal mimoza duser ansizin. Ileri yapraklari yoklanan takvimlerde gunleri sayili firtinalarin adlari, sercelerin yavrulama zamanina karisir. Kim bilir nerelerden dusmus yildizlarin ucgeni gogun en yuksek tepesindeki makamina yaklasir. Baslarken munistir, bir hayli sade. Bize ne ihtilaller hazirladigini dunyada kestiremeyiz.

Ruzgarin canina ses veren gizli bahcelerde asmalar aglamaya baslayinca bir kere yolculuk baslamistir. Acar bakarsiniz defterinizin sol ust kosesi kendinden tarihli sayfalarini. Bir bahar yazisi yazmaya coktandir baslamissiniz, yazinizi siz bile tanimazsiniz.

Subatlarda kardelenler kisa dairdir, gecikmis nergislere karisir. Soguk yagmurlar altinda henuz Vivaldi cok uzaklardadir. Yine de kaldirimlarda islak isik toplarina ihanet etmenin tadi duyulur ilk kez. Ilk kez uzak bir hatiraya donusur kose baslarindaki kestaneciler. Kendinizden utanir, hayretler edersiniz. Ama is isten coktan gecmis, ok yaydan bir kere firlamis gibidir. Degil mi ki cemreler havaya, suya ve topraga dustugu kadar ruhunuza da degmektedir. Ve degil mi ki bahar bir yigin hatiranin ayrintisinda ruha dair bir hikayedir. Lakin hatiralardan ibaret bir sey hic degildir. Her yil yasariz da, hic ikinci kez yasamayiz bu yeniden dogmaklari.

Mart sonlarinda cobancatanlari, mavi mineler bas kaldirir sessizce. Baharin sesi duyulur duyulmaz arasi, surgun cicekleri. Kapilar kirilmistir. Otomobil on camlari omuz hizasina kadar acilir bunca aradan sonra. Ve ansizin yun ceketler, naftalin kokusu coktan ucmus, cikarilip kola atilir. Mart 21’lerde zerrinkadehler. Gunes artik koc burcundadir. Hur irade yerini duyguya birakmaktadir.

Nisanda menekseler, dugun cicekleri.

Lale tarhlarinda Istanbul laleleri.

Yagmur sabahlara kadar usul usul ve gizlice. Koyu yesil yapraklari yikamaya baslayip da bahcelerde, bir hazirlik bir hazirlik gidince.

Cimenlerin tazeligini yuregimize dusurup de ilk kez goruyormus gibi olunca papatyalari. Bahar bulutlarinin golgesi kac zamandir ufku gozlenen bir denize dokulunce. Minicik mor kertenkeleler, guz basinda biraktigimiz yerden uzatip da usumus burunlarini gunese serilince.

Yere diz cokup topragi koklarsiniz. Sifira yaklasir yasamla aranizdaki mesafe. Olusa vasitasiz katilir, aracisiz yasarsiniz. Kelimeler ihanet etmezler, bahar bahardir artik. Cimendir cimen. Bir aykiri sevinc ses verir her zerrenizden. Isik, hava ve sudan murekkep bir butunle birlesir, bir dugun ciceginin kiyamete donusmesi ne kadar kolaymis meger, ogrenirsiniz.

Cebinizde ates bocekleri. Gelmis gecmis butun romanlarin ozeti kalbinize cikartilmis, vazgecersiniz eski sevgililerin yerine yenilerini koymaya calismaktan: -Gec kaldiniz itiraf ediniz.- Ama aliniz su an-i bahar sizin.

Kapilar acilir ansizin, esatirin dunyasina dalarsiniz. Defne, iffetini korumak icin yemyesil bir dala donusur, yaz-kis solmayan. Kendini begenmis delikanli su kiyisinda acan nergise. Papatyalardan tac yapmak ilk gunki anlamina burunur, masum ve beyaz. Nutuklar irad etmesi gereken kaza kaymakamini nihayet anlarsiniz, hani su kira cikan. Ceketinin dugmelerini cozmus, boyun bagini gevsetmis. Cimen saplari cigneyerek otlara uzanmis, siirler yazmaktadir. Bir yerlerde homurtulu ve ciddi bir kalabalik onu beklemektedir.

Beklesin. Siz beyaz muslinden giysiler icinde degil misiniz?

Ve sacinizda papatyalardan taclar yok mudur?

Kucuk ve sessiz ve hanimeli kokan yagmurlar, prizmalar yaparak gizli bahcelerden gecmeye baslar. Yumarsiniz gozlerinizi. Kirpik uclariniz islanir. Dokununca hulya bozulmaz.

Peki bu haller neden bu boyledir?

Kisin bitimine iliskin bir mujde ya da yaza dair bir vaad tasidigi icin mi? Tabii ki hayir. O, baslangic ya da bitis olmak yerine, sadece kendisinden ibaret bir olusa, ustelik tek yasayislik bir olusa ad oldugu icin bahardir. Goz acip kapayincaya kadar gececektir biliriz. Oyle bir sabah dogacaktir ki ayni gizli bahceye artik baska bir seydir. Biliriz de canimiz yanmaz. Prensesler hic solmayan gulleri firlatip atacak olduktan sonra, bitimsiz bahari kim ne yapsin?

Nihayetinde filbahriler. Leylaklar.

Ruh ansizin kendisiyle yuz yuze gelir. Cozulur anlami ait olusun.

Ihtilal mayista patlar.

Guller mayista acmaya baslar.

Leave a comment

Your comment