Senlikname Duzeni

Nazan Bekiroglu
“Senlikname Duzeni”
Sezer Tansug’la hic karsilasmadik; ama onu tanirdim. Hakkinda yazdigim ilk yazinin olumunden sonra olmasini istemezdim. Fakat hic olmazsa olumuyle sinirli bir yazi olmayacak bu. Uzerimde derin etkisi olan bir eserinden bahsetmek niyetindeyim: Senlikname Duzeni.

Senlikname Duzeni, Sezer Tansug’un, “essiz bir belge hazinesi” olarak degerlendirdigi Ucuncu Murad Surnamesi’nin minyaturleri uzerine yaptigi incelemedir. Eser boyunca o, bir sanat tarihcisi olarak; “bir cevredeki dunya gorusunun, hayata bakisin, tasvir sanatiyla iliskisini” gormeye calismakta, eser ile arkadaki hayatin iliskisini birinci dereceden onemsemekte, kitabin son cumlesiyle, sanatimiza uygulamak uzere kendi ilkelerimizi ve yontemimizi aramaktadir.

Nakkas Osman tarafindan resimlenen Surname’nin minyaturlerini yorumlarken, Tansug’un birkac hareket noktasi vardir. Bunlardan ilki, her bireri karsilikli iki sahifeye yayilmis minyaturlerin kompozisyon semasinin kaynagini bulmaktir. Zira istisnalar bir yana, elli iki gun ve gece suren gecit torenini gosteren her minyatur ciftinde ayni sema kullanilmistir. Buna gore sol ust tarafta Ibrahim Pasa Sarayi, padisah balkonu, on tarafta orme sutun ve dikilitas (obelisk) sabittir. Bu sabit sema onunde nakkas “cesitleme”ye giderek elinde mevcut malzemeden bir yigin sahne kurmakta ve donemin meslek gruplari sanatlarini icra ederek, adeta bir film seridi gibi elli iki gun boyunca onumuzden gecip gitmektedir. Yorgancilar, hamamcilar, terziler, kayikcilar, buhurcular, akla gelebilecek tumu.

Tansug’un, “uzaginda yakininda benzeri” olmayan bu semanin kaynagini cozmesi, beraberinde sicak bir oyku tasir. 1960’tan hemen once bir gun, Sultanahmet Meydani’nda gezerken aradiginin cok yakininda oldugunu fark eder: Obelisk kaidesinin 4. yuzyil sonunda yapilmis kabartma resim duzeni. Bu kabartmada da ayni yerlesim semasi icinde imparator toreni izlemekte ve obeliskin dort cephesinde sema tekrarlanmaktadir.

Her iki tasvirde de imparator/padisah hep oturur halde resmedilmekte, sadece bir sahnede biri celenk digeri para firlatmak icin ayaga kalkmis gorunmektedirler. Ve Sezer Tansug’a gore bu paralellik Nakkas Osman’in, “kompozisyonu icin esinlendigi kaynaga ilginc bir gondermesidir.” Nakkasin daha ilginc bir gondermesi ise minyaturlerinin bazisinda dogrudan esin kaynagini yani bu obeliskin kabartmalarini naksetmis olmasidir.

Tansug’un hareket noktalarindan digerini, bir geleneksel tavir sahibi olarak, nakkasin, ucuncu boyut karsisindaki istignasi olusturmaktadir. Bu noktada Nakkas Osman’la iki yuz yil sonraki bir meslektasinin, Levni’nin karsilastirilmasi anlamlidir. Ilkinden ikincisine dogru gidildikce fark edilir ki, dis gozlem sonucu boyamaya dogru bir yonelim mevcuttur. Nakkas Osman’in minyaturlerinde gok “cogu sahnelerde altin yaldizli bir zemin olarak ele alinmistir”, derinligi ve canliligi yoktur. Levni’nin minyaturlerindeki gokler ise, uzerine yildizlar serpistirilmis koyu bir gecenin rengindedir. Kisacasi Levni, Osman’a nispetle daha gercege yakin cizme istegindedir. Ancak fazla aldanmamalidir. Neticede her ikisi de, tipki XIX. asra kadar gelip gececek butun meslektaslari gibi ayni bir “minyatur sanatinin sematik niteliklerinin disina cikmamaktadir.”

Bunun boyle olmasina hayret de edilmez. Cunku sairin, nakkasin, musikisinasin arkasinda hala ayni hayat vardir. Ve hepsi “doganin catisma ogelerini aramadan, olusa onun aracisiz bir parcasi olarak” katilmakta, “kesin bir birey cabasi ile onu asmayi” deneyen Batili meslektaslarindan bu noktada ayrilmaktadirlar. Ve bu yuzden minyaturlerde her sey gibi gokler de, Allah’in yarattiginin bir benzeri olmasin diye, perspektiften bilincli olarak mahrum birakilmaktadir, nakkasin kabiliyetsizliginden degil.

Ucuncu Murad’in locasinin onunden minyaturlerinin goklerini cize boyaya nakkaslar da gecmistir kuskusuz, altin yaldiz bir satihtan ibaret, derinliksiz bir goktur bu.

Bu nakkaslarin arasinda Osman var midir? Tumu birbirinin ayni cehrelerden herhangi birine, kendisine iliskin bir ayrintiyi kucucuk bir gonderme olarak kondurmus mudur? Mumkun gibi gorunmuyor. Lakin Tansug’un o kadar cok siir tasiyan cumlesiyle, “Onun minyaturlerine, Ucuncu Murad’in cocuklarinin sunneti icin yapilan senliklerin son, olumsuz, kalici gosterisi diyebiliriz.”

Ustelik bu cogalma iliskisi burada bitmez. Tansug Hoca da, Ucuncu Murad’in Surname’sinde, Nakkas’inin yani basinda son huner-mend olarak yerini almis olmali. Eskiler yildiz kaymasini olume yorarlar. Bana tam tersi gibi geliyor. Simdilerde kim bilir hangi minyatur mecmuasinda, Levni’nin urkek derinlikte mavi goklerine serpistirilmis yildizlara biri daha eklendi, hem de en parlak kadirden.

Leave a comment

Your comment