Ben o degilim

Nazan Bekiroglu
Ben o degilim
Her zamanki gibi bir sabahti. Her zamanki gibi kalktim, her zamanki islerimi yaptim. Ev halki uykudaydi; kahvaltilarini hazirladim, kedinin sutunu verdim, gunaydin miyavlamasinda garip bir ton vardi ya, uzerinde durmadim. Mahkemedeki katibelik gorevimin basina, yollara dustum. Gunes henuz doguyordu. Farkli bir sey yoktu anlayacaginiz.

Her sey sokagin basinda Manav Hasan’la karsilatigim an basladi. Gunaydin Behiye Hanim, dedi; dili surcmustur herhalde, onemsemedim. Behiye ile Zekiye’nin ne kadar benzesebileceklerini dusunmeden yoluma devam ettim. Marketin onunden gecerken camin uzerine dusen goruntume baktim. Kasadaki sempatik kiz, kendisine baktigimi zannetmis olacak, gunaydin Behiye Hanim, diye seslendi tebessum ederek. Gunaydin, dedim ya, onun da mi dili surcmustu, icinden cikamadim.

Tam otobuse binecekken kapici Remzi’yle burun buruna geldim, kenara cekilip buyrun Behiye Hanim, hayirli sabahlar, demesin mi? Ne Behiye’si dedim, hepiniz cildirdiniz mi? Benim adim Zekiye. Basimi sallayarak yerime oturdum ki aynadan Remzi’nin de bir garip, basini salladigini gordum. Mahkeme salonu, koridorlar hincahinc doluydu. Bir yigin dava arasinda, ben on parmak daktilo, reis yeknesak bir ses, sabahki garabeti unutmustum. Bir ara reis, yaz kizim Behiye, dedi, taraflarin anlasma ihtimali goz onune alinarak… On parmagim tuslarda gidip gelirken basimi kaldirdim, reisin yuzune baktim. Ben Behiye degil, Zekiye’yim, diye mirildandim. Bir sey mi dedin kizim, dedi, hic efendim, dedim, hic.

Boyle devam etti. Karsima kim ciktiysa, Behiye asagi, Behiye yukari. Agir ceza salonunun katibesi cagirdi ogleyin. Behiye, dedi, haydi kosedeki muhallebiciye gidelim. Ben Behiye degilim, dedim; yo, sen Behiye’sin, dedi. Ben o degilim, dedim hakli bir inatla; yok yok sen o’sun, dedi daha kuvvetli bir inatla, benden iyi mi bileceksin?

Muhallebicide garson, Behiye Hanim, dedi, her zamanki gibi mi? Bak, dedim, beni baskasiyla karistiriyorsun. Arsiz arsiz gulumsedi, yo, dedi, ben bilmez miyim sizi? Omuzlarim coktu, aglamaya basladim.

Aksamustu dusunceli dusunceli apartmana girerken, ust katta oturan gurultulu patirtili ama sevimli ve saygili ogrenccilerle karsilastim. Ha, dedim, ne de olsa akilli okumus cocuklardir, simdi bana mutlaka Zekiye Abla diye hitap ederler, her zamanki gibi. Birinin, edebiyat bolumunde mi ne okuyormus, yuzune baktim, bana bir baskasi gibi bakiyordu. Bugun nasilsin Behiye yenge, demesin mi? Yok, dedim, ben o degilim, gormuyor musun? Ben Zekiye’yim. A, dedi, olsun, sen bir baskasisin oyleyse. Ne yani, dedim, ben Zekiye’yim de nasil bir baskasi oluyorum? Bilmiyor musun, dedi, “Ben bir baskasidir. (*) Ne demek istedigini anlamadim ya bozuntuya da vermedim. O sirada felsefe bolumunde okuyan uzun boylusu, nasilsiniz hanimefendi, dedi gulumseyerek, her zamanki gibi nazikti. Karmakarisik yuzumu fark etmis olacak, ne oldu size boyle, diye ilave etti. Daha ne olsun, dedim, ben baskalariymisim, arkadasiniz oyle soyluyor. Siz ona aldirmayin, dedi, “Insan kendisini secer.” (**) Kafam iyice karisti. Simdi ben baskasi miyim yoksa kendimi mi sececegim, diye bogusurken, ucuncu ogrenci, sosyoloji son siniftaki, sen onlara aldirma abla, dedi, her zamanki samimiyetiyle; kendin ol, “cehennem baskalaridir.” (***) Bir bu eksikti. Iyi, dedim, ben kendimi seciyorum, yok baskalari oluyorum, sonra o baskalari da cehennem oluyor. Pek uymadi ya, birakin gideyim coluk cocuk yemek bekliyor. Ama bilesiniz ben o degilim ha! Yok yok, dediler, sen o’sun, “oteki”ni unutma. Ucu; cehennemdi, baskasiydi, secmeydi, secilmeydi derken hararetle tartismaya koyuldular, usulca ayrildim yanlarindan.

Yukari ciktim. Kapiyi buyuk kizim acti. Utanmasam, benim adim ne, diye soracagim. Buyuklu kucuklu butun ogullarim ve kizlarim hepsi bana bakiyor; ama bana bakmiyormus gibi bakiyor. Kedi bile farkli miyavliyor. Yemekler yendi, oturduk, konustuk. Yatma vakti geldi. Hayatimin kirk yillik arkadasiyla ayni yastiga bir kez daha bas koydum. Behiye, dedi, uykuyla uyaniklik arasinda, mavi gomlegimin ustten ikinci dugmesi koptu, aklinda olsun. Peki, dedim usulca, peki. Artik aglamadim. Ertesi sabah, tesaduf bu ya yine nufus sayimi vardi. Erkenden kapi calindi. Yasli sayim memuru, hani o her sefer gelen. Herkesleri bir bir saydi yazdi, saydi yazdi. Adin ne soyadin ne vesaire.

Sira bana geldi. Adiniz bayan, dedi. Nefesimi tuttum, sonra saliverdim. Bir cirpida “Behiye” deyiverdim. Ters ters bakti yuzume. Ne Behiye’si bayan, dedi, kac yildir bu eve gelir giderim, sayarim yazarim, hepinizi ezberledim. Senin adin Zekiye degil mi? Sakanin sirasi mi simdi? Yerimden kalktim, az kalsin boynuna sarilacaktim. Size bir cay getireyim, dedim, taze acki da vardi.

(*) Rimbaud

(**) Sartre

(***) Sartre

Leave a comment

Your comment