İki mektup

İki mektup

İsimlerini bir arada zikretmek beni bir vicdan azabına mecbur kılar mı bilmem, lâkin göze alarak, Stendhal’in şaheseri Kırmızı ve Siyah ile son günlerin popüler filmi En İyi Arkadaşım Evleniyor’dan bir arada söz etmem gerekecek.
Vicdan azabı riski, klasikle popülerin mukayesesi abesliğinden doğsa da, söz konusu mukayese sadece benzer bir motifle sınırlı kalacağından suçum hafifleyecektir umarım. Zira, haftalardır bir TRT-2 dizisi olarak pazartesi akşamlarımı büyüleyen Kırmızı ve Siyah ile, yağmur kentinin bir kış öğleden sonrasını dolduran En İyi Arkadaşım Evleniyor’un kesişme noktası, bu yazıyı kaçınılmaz kılıyor.

Sözünü ettiğim kesişme noktası, ezeli aşk üçgeni üzerinde, sevdiği erkeğin bir başkasıyla evlenmesi söz konusu olduğunda, kadın kahramanın feda ettiği şey ve bunun oluşturduğu etiğin tartışma zeminidir.

Her iki metinde de temsil kabiliyeti çok yüksek birer mektup vardır. Kırmızı ve Siyah’ın M. de Rênal’i, gelmiş geçmiş romanların en çarpıcı tiplerinden biri olan sevgilisi Julien’in Mathilde ile evliliği söz konusu olduğunda, genç kızın babasına hitaben, Julien’i yerden yere vuran zehir zemberek bir mektup yazar ve tabii evlilik bozulur.

En İyi Arkadaşım Evleniyor’da da benzer bir mektup vardır. Detaylar bir yana, kadın kahraman, sevdiğinin, gelin adayından soğumasına neden olabilecek bir mektup yazmıştır ve zaman içindeki izdüşümleri takip edilirse bunun M. de Rênal’in mektubundan hiç farkı yoktur. Her iki metinde de kadın kahramanlar bu kötüleyişle “geçerli ahlak” nezdinde küçülmektedirler. Zira feda edebilecekleri en büyük şey olan “iyi ben”i feda etmişlerdir ve “kötü” damgasını yemişlerdir.

Ancak filmin benzer cümlesine bakılırsa, “kötülük değişkendir” ve bazen aşkın onaylanma alanında geçerli tek lisana dönüşmektedir: “Seni seviyorum ve senin için bu kadar küçülüyorum. Senin için başka kim bu kadar çok, saygınlığını feda edebildi? Senin için bu mektubu yazıyorum ve yitiyorum. Ama aşkına doğuyorum. Benden başkasını seçmene imkan yok artık.”

Doğru. Aşkta edilebilecek en büyük fedakârlık, bütün ve birey arasındaki barışı sağlayan kıymetlerin, bir başka deyişle “ben”in fedası olmalı, “iyi ben”in.

Ancak gözden kaçırılmaması gereken bir ayrıntı var:

Görünen o ki bizi Sokrates’e kadar götürebilecek bir iyilik-kötülük tartışmasının mevcudiyetine rağmen, yazarlar böyle bir kötülüğü kolay kolay onamayacaklar, mutlak olan iyiliktir çünkü.

İçine girdiği bütün rollerin üzerine taşan sempatisiyle (bu bir zaaf ama), Türk seyircisinin gözüne pek de hoş gelen Julia Roberts’ı bu kurgu içinde onca sevimli kılan şey şüphe yok ki kaybetmesiydi (lâkin erkeğin seçimi de, teşekkürüne ve gurur duymasına rağmen, iyi bir seçim değildi).

Yine bunun gibi, Stendhal, M. de Rênal’in sorumluluğunu azaltmak için “zavallı kadının o mektubu” bir rahibin kışkırtmasıyla yazdığını belirtmiştir. Yani M. de Rênal böyle bir mektup yazmayacak kadar iyidir. Gerçi Stendhal bu ayrıntı üzerinde fazla durmuş değildir; ama mektubun, Julien’in ruhunda oluşturduğu etkinin sonuçlarını seve seve kullanır: Zira Julien ancak “kendisini mahveden” mektuptan ve kendi cinayetinden (bu teşebbüs, M. de Rênal ölmese de gerçek bir cinayettir) sonra; çünkü her iki taraf da feda etmiştir. M. de Rênal’i gerçek bir aşkla sevmeye başlar ya da bunun böyle olmuş olduğunu nihayet fark eder. O zamana kadar Julien’in üst sınıfa mensup M. de Rênal’e karşı tutumu, kendi köylülüğüne temellendirilmiş bir gurur kırıklığı ile, aşktan çok bir mücadeleye, bir satranç oyununa benzer ve sevgili, sevgiliden çok bir “hasım”dır. Yine bu yüzdendir ki Julien hayatlarının milâdı olması gereken o mektubun ve o cinayetin ardından, ölüm hücresinde M. de Rênal’i ağırladıktan sonra ağlar. Ağlar ve ölüm korkusu dahil bütün zaaflarıyla kendisini M. de Rênal’e devreden bir samimiyetle onu ve onda yaşar. Tam bir idrak anıdır bu. Değil mi ki aşk ölüm korkusunu, itiraf etmek ve unutmaktan ibarettir, Julien bu idraki o mektuba borçludur.

Değil mi ki M. de Rênal o kötülemeyi göze almıştır. Ve Julien o mektubu ve o kötülenmeyi hak edecek kadar çok sevilmiştir.

(*) Geçen hafta için düzeltme: “İhkaak-ı Hak.”

Leave a comment

Your comment